Herkes gibi bende geveze, çekilmez bir boşboğaz olsaydım ne olurdu? Bütün akıllı insanların kaderinde, geveze olması, yani başka bir deyişle, havanda su dövmesi yazılıdır.
Tanrı, içimde bir sancı. Yıldızların hevenk hevenk gökyüzünde asılı durduğu gecelerde göklere bakıyorum, Samanyolun’dan ötelerde bir yerde bir cennet olduğunu hayal ediyorum, oralarda bir yerde beni gözetleyen, ne yaptığımı bilen, kalbimi okuyan bir yaratıcı olduğuna inanıyorum…
Hristiyan dünyasının dirildiği, toparlandığı, teşkilatlandığı, ilerlemeler kaydetmeye başladığı bir devirde bu üstünlüğü onlara kaptırmayan onları geciktiren onları bir kaç asır için durduran doğrudan doğruya Türklerin kurduğu Osmanlı İmparatorluğudur. Çok açıktır ki bu imparatorluğun kuruluş ve gelişmesinde büyük hükümdürların da payı vardır bunlardan biri de, “hükümdarların sonuncularından ve geç geldiği için önemi anlaşılamayan” 2. Abdülhamid Han’dır. Kendisi yavaşlama asrında ortaya çıkmıştır Yapabileceği pek fazla bir şey yoktur. Cihanşümul bir imparatorluğun sonuna gelinmiştir. Kendinden sonra gelenlerin şahsiyet açısından kendi çapında bir seviyeleri olsa da 2. Abdülhamid Han üniversal açıdan da tanınan(son Osmanlı imparatoru) denilebilecek seviyede bir imparatordur
Sitare’min yıldızlı heybesindeki birkaç parça dünyalığımı elden geçiriyor, Abakay ile paylaştığımız hücrenin ihtiyaçlarını gideriyordum ama dergahtaki aşk ve şevk dolu eğitimin yansımasını iç dünyamda görürdüm. O zamanlarda gönlüm çalkantılı denizde bir sandaldı. Ne yana gideceğini bilmeyen, küreği ve yelkeni kırık bir sandal…