ebru hilâl

orada yalnızlık en büyük yalnızlık içinde yitiyor. hiçlikte. ve yaşam yalnız rüzgar, yalnız gökyüzü, yalnız yapraklar ve yalnız hiç değil mi.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Reklam
çocukluğun sınırları korkunç. çocukluğun soğuk geceleri gibi. sınırları, olanaksızlığı, görüntüleri, hareketsizliği, çocukluğun dar sınırları korkunç. büyüklerin, kendilerini yetişkin, çocukların çocuk olduğunu düşünmeleri korkunç. çocukken insanın çocukluk sınırlarına taşmasına izin verilmiyor. oysa çocukken de dünyayı aynı gözlerle gördüğümü, aynı gözlerle, aynı düşünceyle, duygular ve sezgilerle kavradığımı anlıyorum. yılların geçmesi ancak bu sezgileri, duyguları, düşünceleri, dünyaya bakan gözlerin algılamalarını çoğalttı, üst üste yığdı, dayanılmaz bir çığ biçiminde büyüttü. ama şimdi çocukluğun tutukevinde değilim. çocukluğun sürgününde değilim. çocukluk tutukluk, çocukluk sürgün.
Sayfa 121·Kitabı okudu
duygular, duygular, duygular. bırak kentleri, bırak yapıların görkemini, yoksulluğunu, bırak yolları istasyonları, insanları, yabancıları, sevdiklerini, çocukluğunu, ölen uzaklardaki insanlarını, bırak, bırak, bırak içinde seni kemiren seni bırak. bak nerelere varıyor gökyüzü. hangi zamanlara. hangi sonsuzluğa. GİT.
Sayfa 46·Kitabı okudu
birileri hep sana aşık olacak, sense hep aşka aşık olacaksın.
Sayfa 58·Kitabı okudu
eskiden beri senin işin sayesinde hiçbir yokluk çekmeden, huzur, sıcaklık ve bolluk içinde yaşadığımı başıma kakardın (ya benle yalnızken ya da başkalarının önünde; bu sonuncu durumun onur kırıcılığı hakkında hiçbir duygun yoktu, çocuklarının işleri senin açından daima kamusal meseleler oldu.) beynimde kelimenin tam anlamıyla yarıklar açmış olması gereken sözleri düşünüyorum… bu hikayeler farklı koşullar altında mükemmel bir eğitim aracı olabilirdi, babanın başından geçmiş eziyet ve yokluklara göğüs germek için cesaret ve güç verebilirdi. ama senin istediğin bu değildi zaten, senin çaban sonucunda durum değişmişti, insanın kendini senin yaptığın gibi gösterebileceği bir fırsat yoktu. böyle bir fırsat zorla ve yıkarak yaratılmalıydı. ama sen tüm bunları istemiyordun zaten, bunu nankörlük, abartı, itaatsizlik, ihanet, çılgınlık olarak nitelerdin. yani bir yandan örneklerle, hikayelerle ve utandırarak özendirdiğin şeyi, diğer yandan şiddetle yasaklıyordun.
Sayfa 33 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam