karşı komşum yalnızca benim hayal ettiğim, aslında hiç olmamış bir insan gibi oturuyor. söyledikleri benim söylemek istediklerim, davranışları benim davranışlarım, elini kolunu ben isteyince oynatıyor. delilik bu. bizim burada, bu toz bulutunun içinde birbirimizle ve dış dünyayla iletişim kurmaya çalışmamız delilik. yazacağımız her mektup, sarf edeceğimiz her kelime, atacağımız her bakış geçmişten bu yana gelen çaresizliğimizin yansımasından başka bir şey değil. çaresizlikten konuşuyor insan. çaresizlikten yürüyor, çaresizlikten gülüyor, çaresizlikten kendini başkalarına anlatmaya çabalıyor; her şey ama her şey insanın çaresizliğinden.