Ben uyurken rahat yatağımda, gecenin karanlığında güvercinler ötüyor soğuk bir dalda. Dürüst değilim sözlerimde. Zira ibadet ve sevaba düşkün olsam, Kâbe’ye ant olsun ki güvercinler zikir ve tespih ederken ben uykuda gaflet içinde bulunmazdım. Hiçbir mükellefiyeti olmayan hayvanlar bile ağlarken ben gözyaşı bile dökmüyorum. Sonra da Rabbime aşırı sevgi ve bağlılık duygusuyla aklımın başımdan gittiğini mi iddia ediyorum?
İncil’de Hz. İsa aleyhisselam’ın bir sözünü okudum. Şöyle demekteydi:
“İnsan öldüğü zaman, tabuta konulup mezarın başına getirilene kadar Allah Teâlâ, azametinin bir ifadesi olarak ona kırk soru sorar. İlk olarak buyurur ki: ‘Kırk yıldır insanların sana bakıp da gördükleri şeyleri süsledin püsledin ama benim nazar-ı dikkate aldığım şeyi paklayıp bezemek için bir saatini bile ayırmadın. Oysa ben her gün senin kalbine bakmaktaydım.
Meğer hiçbir koku annemin kokusuna benzemiyormuş. Hiçbir gönül anneminki gibi sevgi ve şefkat saçmıyormuş. Hiçbir insan annem kadar dost değilmiş meğer.