gözyaşının hiçbir faydası olmadığını anlamak için, Yahudilerin Kudüs’te yüzlerce yıldan beri her cumartesi günü başlarını dayayıp ağladıkları taşı ziyaret ediniz: yüzlerce yıllık gözyaşı, bu ağlama duvarını bir santim aşındırmamıştır.
Yıldızı görmek, ayı görmek, güneşi görmek. Ve hepsinin birer birer ruhun ufkunda batışlarını hüzünle, fakat umudu yitirmeden gözlemlemek ve gözlemlemek.
'Ben batanları sevmem' sözünü söyleyebilecek merhaleye ermiş olmak, tutulan dilin çözülüp konuşması
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.