Roma'nın Vandallar tarafından yağmalanmasıyla Yedi kollu Şamdan Hz. Süleyman'ın evinden çıkarılıp savaş ganimeti olarak alınır. Yahudiler için kutsal kabul edilen bu Menorah yani Yedi Kollu Şamdana kavuşmak üzere Yahudi Cemaatinin yaşlıları ve Benjamin denizaşırı yolculuğa çıkarlar.Yaşanılanların gelecek kuşaklara aktarılması için Benjamine büyük bir görev düşer.Menorahı son gören kişi Benjamin olduğu için Yahudilerin gözünde saygın bir konuma gelir. Benjamin 88 yaşına geldiğinde tekrar Yedi Kollu Şamdanı görmek ve onun kutsal toprak olan Kudüs'e götürülmesini sağlamak için yola çıkar.Bizansa gittiğinde İmparator Iustianos Menorahı Kudüs'teki bir Hrıstiyan kilisesine gönderdiğini söyler, ancak şamdan orda kaybolmuştur.
Zweig'in kendisi de Yahudi kökenlidir.Yazar kendi kurgusu dahilinde Şamdana yeniden kavuşma umudu içeren bir final yapmak istemiş.
Nazi Almanyasında yasaklanan bu eserle Zweig Hitlerin Yahudilere uyguladığı ırkçı ve ayrımcı politikaların geçmişte olduğu gibi yine Yahudilerin yaşadığı ülkelerde acı ve gözyaşıyla sürgüne gönderilmesiyle sonlanacağı öngörüsünde bulunup bu temayı seçiyor ve Yahudilerin bir toprağının olmaması bu şamdanın yüzyıllar boyunca el değiştirmesine bağlayarak eğer Şamdan Kudüs'te himaye altına alınırsa Yahudilerinde artık huzura ereceğini düşünüyor.
Yani Yahudilerin sürgün yaşamının sembolü olarak karşımıza çıkıyor şamdan.
Şuanda da İsrail devletinin resmi arması üzerinde ki amblemidir.
Kutsal sayılan o şey her neyse,hangi etnik grup, hangi din, hangi inanışa ait olursa olsun biz de uyandırdığı duygu herkeste aynı.Görünmeyen şeylerin varlığına inanıp gönülden güvenle bağlandığımız inancımız için, saygı ve hoşgörü şart.
Yedi kollu şamdan gibi inancımızı gömmek zorunda olmadan yaşayacağımız güzel yarınlara...
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202217,9bin okunma
Yazarımız Muazzez İlmiye Çığ ilk kadın sümerologdur. Sümer ve Asur uygarlıkları üzerine çalışmalar yapmış, Türkiye' de kadın haklarının önde gelen savunucularındandı.
Bu kitabında Sümer Dini, Dinlerin Karşılaştırılması, Yaratılış, Tufan gibi konu başlıklarını ele almıştır.
Semavi dinlerin tarihsel ve kültürel arka planında Sümer diniyle paralellik oluşturduğunu gösteriyor.Yani tüm dini inançlar aynı dinin farklılaştırılmış versiyonları mı?
Dinlerin çeşitli kültürlerden gelen etkilerle bulundukları toplumun görüş, düşünüş,yaşayış, anlayış ve hayal gücüne göre şekillendiklerini ele almış,bazı kaynakları kanıt olarak göstermiş.
İnandığımız dinin asılsız çıkma olasılığının olduğunu anlatmak çok zor ve cesurca. İnanç konusu hassas bir alan, kendi inanç sistemimizin süzgecinden geçirerek araştırarak öğrenerek,sorgulamak için okunabilir.
Başka hiç kimse kişinin kendisini gördüğü gibi görmez. Kişi ne kendisinin gördüğü ne de başkalarının gördüğüdür. Hepsinin ortalaması da değildir. Kişi hiç bir zaman tam olarak kendisini tanımlayamaz, dışsal olarak da içsel olarak da. İnsan kendisine yabancıdır.