Mustafa Kutlu'nun sıcacık hikayelerinden biri daha bitti. Eğer günlük hayatın debdebesinden sıyrılacak, kafanızı dağıtacak, samimi kitaplar arıyorsanız Kutlu'nun kitaplarını muhakkak okumalısınız.
Kitabın önsözünde Mehmet Kaplan diyor ki:
'' Tanpınar'ı onun istediği gibi, dura dura, içlerine sindire sindire okuyanlar, onu sevecekler, yalnız ona karşı değil, bütün sanata, insana ve kainata başka bir gözle bakacaklar, kendilerini ebediyete götüren esrarlı ışıklarla dolu bir yolda bulacaklardır''.Bence Tanpınar'ı ve kitaplarını harikulade anlatan bir tanımlama olmuş. Tanpınar kitaplarında hayattan aldığı tecrübeleri, görgü göreneği, bilgi birikimini, betimlemeyi, sanatı, estetiği , duygularıyla, müthiş edebi diliyle öyle bir harmanlamış ki hayran olmamak elde değil.
"Aytmatov; Nayman Ana'nın hikayesini verirken, dünyaya "mankurt" kavramını hediye eder. Bu garip, bu korkutucu kelime hangi anlama mı geliyor? İnsanın, yani bütün geçmişini her an beraberinde taşıyan varlığın yerini, hafızası ve hatıraları olmayan, ruhunu kaybetmiş, içi komutlarla doldurulmuş biyolojik bir makinanın aldığını düşünün." Müthiş bir kitap, neden daha önce okumadım dedirtiyor insana.