Müslümanlara yöneltilen "çağdışı"kalma suçlaması eğer Müslümanların çağın çirkefi dışında kaldıklarını vurguluyorsa büyük iltifat. Keşke bu iltifata lâyık olabilsek. Ama hayır, Müslümanlara çağdışı olduklarını ileri sürenler, onların çağın düşünce seviyesinin gerisinde veya altında olduğuna işaret etmek istemekte, bir çeşit gelişmemişlik damgası vurmak istemektedirler.
İslâm,insanı insan olarak yani tanımı kendinde mündemiç bir mahlûk olarak anlıyor. Mahlûkların en şereflisi olmasına rağmen zaaflarını şiddetini de vurguluyor. İnsan, şehvetin (tatminin) ağır bastı hayvanî yaradılışla, aklın ve ilmin bütün varlığını kapladığı melek yaradılışının ortasında bir yere sahiptir. Ne şehvetin (hayvanın) türevi, ne de aklın (meleğin) bir türevidir.
Hayvan esas alınarak insanı tanımlayan görüşlerin dayandıkları ana kaynak, evrenin ezelî olduğu, yaratılmamış olduğu düşüncesidir. Madem ki her şey "var"dır, var olunanın içinde insan da "varlardan biri"nin türevi olarak anlaşılabilir.
İnsanı hayvana bağlayarak getirilen tanımların en parlak olanı ve belki de bu yüzden en çarpıcı olanı Nietzsche'ninkidir. "İnsan söz verebilen hayvandır" diyor Nietzsche.
Şüphe yok ki insan düşüncesinin hemen her ürünü zihnin gelişmesinde faydalı bir rol oynar. Bâtıl düşünce ve küfrün haklılaştırılması için geliştirilmiş tefekkür bile yüksek bir seviyeye tutturduğu takdirde Müslümanın yok saymadan üstesinden gelmeye mecbur olduğu düşünce ürünleri olarak görülebilecektir.