Ebru

Ebru
@ebruercan
Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi. Cemil Meriç
İnsanları acıdan haberdar eden şiirdir, uzlaşma değil. Uzlaşma şiiri mahvederek acının fark edilmesine mani olur.
Sayfa 31
Reklam
Terekküb ettikleri şeylerden nereye gidildiğine aklımız erdikçe şiirin imâna, paranın fesâda yakın durduğunu anlayabiliriz. Kıymet, irtibat, itimat; bunlar hem şiirin, hem de paranın teşekkülüne sebep olurlar. Eğer kıymet bu dünyanın mer'iyyetine ayarlanmışsa para doğar. Parayı kıymetin bu dünyadaki mevkiini kabul etmeyen bir kimse asla ele geçiremez. Şiirin doğması için ise kıymeti öbür dünyanın geçerliliğine bağlamak şarttır. Öbür dünyanın neye tekabül ettiği görüşten görüşe değişir. Pisikanalizciye göre öbür dünya bilinçaltıdır. Edebiyat eleştirisinde bilinçaltına bu kadar geniş yer vermek, bir bakıma dinin öbür dünyasına yer vermemek içindir. Şiir göz önüne alındığında öbür dünya hususu edebiyatın da aşırı ucu olarak tebellür eder. Şiire ve şiirin muktedirlik hissini ancak ve bilhassa bu dünyanın dışında dahil olabilirsiniz. Şiiri "convention "mahveder.
Sayfa 30
Şiirle her çeşidinden savaşın münasebeti, parayla da her çeşidinden barışın münasebeti barizdir. Münasebeti kavrar kavramaz modernliği okka altına zınk diye sokarsınız.
Sayfa 30
Üstünlük müsabakası gereği bilhassa tertibat alınmamışsa, mücerreten şiir söylemekle veya yazmakla cihada çıkılmış olmaz; ve fakat bununla beraber, hasmı ile çatışmayı göze almak, şiirle münasebet kurmaktan farklı bir şeymiş gibi de telâkki edilemez. Çatışma ona muharebe diyemeyeceğimiz karakterde olunca bunun adının kayıkçı kavgası olduğunu Türkçe bilenler biliyor. Bu yüzden, mizaha kayıkçı kavgası demek ne kadar yakışık alırsa şiirin açtığı sahaya da harp meydanı dememiz isabetlidir. Dememiz odur ki, herhangi bir çatışma alanının tezahür etmediği yerde şiiri aramak beyhude olur ve artık orada hükümranlığını uzlaşma, uyuşma, pazarlık ve bunların hepsini tescil eden para ilân edecektir.
Sayfa 29
Aristoteles şiir ile tarihi her ne kadar sıkıntılı bir rekabete sürüklemiş ise de şiir hiçbir şeyin olamayacağı derecede tarihîdir. Şiir ve tarih birbirlerine uzak duruyorsa, bu, bünyevi hususiyetleri dolayısıyla değildir. Onları birbirinden okuyanlara yaptıkları ayırır. Şiir paye verir, tarih vermez. Tarihin değil de şiirin felsefeye yakın duruşu herkese açık bir sine qua non kavrayış mevkii peyler. Şiiri görebilişimiz şiirin gösterdiğinden büyüktür. Mündemiç ve müteal vasıflarıyla şiir heman ve hemzemin teçhizattır.
Sayfa 29
Reklam