Kendilerinin efendisi olan kişilerin çok nadir bulunduğu ve özgürlüğün, buna teşebbüs etme cesaretini gösterenlerin uzun uğraşları sonucunda kazandıkları bir mükâfat olduğu fikirlerine yine en çok kendimiz inanırız.
Mill şöyle diyor: "Yoğun duygu, insanın kendi üzerinde güçlü bir imparatorluk kurabilmesinin hem aracı hem de koşuludur fakat bunun için eğitilmiş olması gerekir. Bu eğitimi aldığında, yalnızca ilk hareketi yapacak kahramanları değil, kendine hâkim bir iradenin kahramanlarını da yaratabilir. Tarih ve deneyimler, en tutkulu karakterlerin, bu tutkularını görev bilincine yönelttiklerinde son derece azimli olduklarını ve asla taviz vermediklerini kanıtlıyor."
Duygusal durumların, irade üzerindeki gücü küçümsenemez. Her şeyi yapabilirler. Bize acı çektirebilir, hatta ölümle yüz yüze bırakabilirler. Onlara sahip oldukları gücü belirtmek, sadece evrenin ampirik bir yasasını belirtmek demektir. Bu ampirik yasa, bilimsel bir yasaya dönüştürülebilir. Ondan, daha yüksek bir yasa türetilebilir ve bariz bir gerçeğin sonucu gibi kabul edilebilir.