İnsan kendi değerini bilmediğinde, kendisine ucuza değer biçecek biri mutlaka hayatına geliverirdi. Sana ne kadar değersiz olduğunu hissettirenlerle dolu bir hayat, lanetlenmişlikti.
“duyguları çok fazla başıboş bırakırsan çeker giderler, ben bu olaydan bunu anladım. giderler ve dönüp arkalarına bakmazlar bile. kendisine saygısı olan varlıklardır duygular, yeteri kadar iyi değerlendirilmedikleri yerde durmaz, daha gerçek hissedecekleri bir yuva aramaya koyulurlar. işin aslı buna da layıktırlar. bize konup sonra kuşlar gibi uçan o aşk da, umarım ihtiyacı olan birilerine gitmiştir osman.” (p.124)
ben işte o tutunmak zorunda olduğum canım kendimi, içimde bir devlet hastanesine yatırdım. imkanları çok gelişkin olmasa da iyi kötü tedavi oluyorum. kalbim hala cılk yara ama her gün antibiyotik veriyorlar, iltihabın bir vadede kuruyacağını umuyorum. bazen insanlar niye aniden sessizleştiğimi soruyorlar. bilmiyorlar ki, o anda yorgun ve sinirli bir hemşirenin çok acıtarak taktığı serumumu alıyorum. kendimi tıbbın kollarına bıraktım, gıkımı bile çıkarmıyor, çaktırmadan iyileşiyorum osman.” (p.100)
“geçen gece bütün vidalarımı itinayla söküp kendimi açtım. anatomik olarak kimseden bir farkım yokmuş, ben de insanmışım. bunu görmek büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu, ben ayrılmak istiyorum osman. zaten sonrasında da bir türlü toparlanamadım. hani konuşmuştuk ya, insan vücudu tatile giderken ne bulursan tıkıştırdığın bir bavul gibi. bir kere açtıysan bir daha katiyen aynı şeyleri içine sığdıramıyorsun. işte benim de kendimi söküp takmaya çalıştığım o gece, bütün organlarımı hatırladığım kadarıyla yerlerine yerleştirdikten sonra bir parçam dışarıda kaldı.
anlayacağın, bir süredir beynimi dandik bir pazar poşetinde taşıyorum. eksik kadroyla iyi bir mücadele sergileyemiyorum, ben ayrılmak istiyorum osman.” (p.10)10