Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Nazım Hikmet’in dediği gibi;
“Alt tarafı bir çiçek toplayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz. Vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin ortasına düştük.
Ah Diana…Nasıl öyle kahkaha atabiliyordun yaşadığın onca şeye rağmen. Neden hayatını cehenneme çevirdiler nedensiz ya da nedenli ne fark eder…
Sakar sarsıcı bir roman. Sayfa sayısı az etkisi büyük eserlerden, ayrıca dili inanılmaz sürükleyici.
Eserde Diana’nın doğduğu andan itibaren ailesi tarafından uğradığı şiddeti okuyoruz. Herkes her şeyin farkında ancak kimse buna engel olamıyor. Kitap beni sarstı ve birçok soru işareti de var kafam da. Olay bu raddeye gelmeden önlem alınamaz mıydı? Ailenin diğer çocukları da vardı neden yalnızca Diana? (Belki de gelişimi diğerlerinden geri kalmış olduğu için ve bu çok daha acı…)
Ne yazılabilir ki bu kitap için? Hem de gerçek bir hikayeymiş. Okurken kitabın içine girip olaylara el atmak istedim birçok duyguyu yaşadım, günlük hayatımızda karşılaştığımız çoğu çocuğun aynı şeyi yaşamış olma ihtimalini düşündüm. Eğer böyle bir vaka ile karşılaşırsam anlar mıydım? Anlasam ne yapardım?
Yazarın diğer eserlerine de bakacağım, mutlaka tekrar okumak istiyorum kalemini. Hassas bir konu. Ailesi tarafından aynı şekilde muamele gören kimsenin okuması taraftarı değilim.