"Zira maddeye hakim olmak, bizzat kendine hakim olmaktan kolay ve basittir. Kendi derinliklerine inmekte, yani insanlık ve hayvanlık sınırlarını tayin mücadelesinde güçlük, mükellefiyet ve mesuliyet vardır. Maddeyi itaat altına almakta ise insanoğlu için gururla karışmış ihtiraslı bir zevk mevcuttur. Kendini bu satıh üstü hazlara kaptırmış olan insana gelince etrafını saran teknik ordusu ile barikatlanmış olduğundan bir nevi tecrit hali içindedir. Tesir ettiği maddenin bahşettiği azgın ve tehlikeli bir başı boşluk havası ile tefekkür cihazı uyuşmuş, gevşek ve murakabesiz kalmıştır.
İşte insanoğlu bir merkeze ve dolayısıyla kendi kendine karşı duyduğu mesuliyet fikrinden çözüleli beri Allah'la ve kendi kendisiyle alakasını kesip yalnız kendi dışındaki kuvvetlere bağlanır olmuştur. Tahrip ettiği kıymetlerin ve merkezlerin yerine koymaya çalıştığı sentetik mukabillerini tecrübe ederken sisteminin beşeriyete neye mal olacağını da pek hesap etmemiş olsa gerektir.
Vahdet fikri ve vahdetçi devlet anlayışı belki de bu Gök kubbemizin huzur ve sükünü için lazım olan tek devadır. Lakin şarkın tecrübe edip insanlık alemine teklif ettiği bu deva hedefe çarpıp geri dönen bir ok gibi beşeriyetin hoyrat ve katı izanı tarafından iade olunarak geri dönüp kendisini yaralamıştır."
"Tarihten ibret almayan, tarihe ibret olur." İnsafımızı terkettigimiz dünya liderleri bize adil bir hayat verememekte ve insanlık can çekişmektedir. Dilerim en kısa zamanda şahsi ihtiraslarını ve menfaatlerini bir kenara bırakan bilinçli bir nesil yetişir. Ve tarih onların kurduğu medeniyeti de yazar. Osmanlı asirlari bu tecrübeleri bünyesinde barındırmaktadır ve bu tecrübeleri Asr-ı Saadetten almaktadır. Medeni hayatı insanı yaratan bütün incelikleri anlatmıştır. Ve yüzümüzü donmemiz gereken ana kaynak hala