Bu kitap bana çocukluk hayallerimin, masum sevinçlerin ve doğaya duyulan o saf hayranlığın edebi bir karşılığı gibi geldi. Anne’in dünyayı hayal gücüyle süsleyişi, sıradan bir ağacı bile “peri ağacı”na dönüştürüşü bana sürekli şunu düşündürdü: “Biz büyürken neleri kaybettik?”
Anne’in bitmeyen konuşmaları, yaramazlıkları ve hayal gücü kimi zaman gülümsetiyor, kimi zaman içimizi burkuyor. Green Gables’a yanlışlıkla gelse de aslında oraya ait oluşunu, ailesizlikten gelen boşluğunu bir sevgi yuvasıyla dolduruşunu okumak çok güzeldi.
Ben bu kitabı okurken sadece bir çocuğun hikâyesini değil, aynı zamanda büyümenin, sevilmenin, kabul görmenin ne kadar kıymetli olduğunu da hissettim. İçinde pastoral bir huzur, tatlı bir hüzün ve bolca umut var.
Ama bence, Yeşilin Kızı Anne edebiyat dünyasının en özel karakterlerinden biri. Onunla büyümek, hayal kurmak ve dünyaya farklı bir gözle bakmak çok keyifliydi.