ecem.

ecem.
@eccemben
bensel şeyler kitap yorumları, alıntıları ve biraz da her şeyden
"İlahi bir güzelliğe sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hiç hayal ettiniz mi? Ben sık sık ederim. Eğer seçmek zorunda olsaydınız hangisini seçerdiniz? İlahi güzelliği mi, göz kamaştıracak kadar zeki olmayı mı, yoksa melekler kadar iyi olmayı mı?"
Alıntı
Reklam
…Estele ağaç olmaya karar vermişti. İlla kök salacaksa, budanmak yerine kendi haline bırakılmayı, tek başına durmayı ve açık gökyüzünün altında büyümesine izin verilmesini yeğlerdi. Bir başkasının şöminesinde yanmak için kesilen çalı çırpı olmaktan daha iyiydi bu.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Addie LaRue: Yalnızlığın Sonsuzluğu
Puan vermedi·624 syf.··
2025 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 15:51
700’lerde Fransa’da başlayan olay şu: Addie “ben özgür olayım, kimseye bağlanmayayım” diye dilek diliyor. Ama klasik şeytan pazarlığı… Adam (Luc, yani karanlık ama yakışıklı olan) öyle bir kıvırıyor ki, Addie’yi herkes unutmaya başlıyor. Tanışıyorsun, iki dakika sonra hafızadan siliniyor. Yani sonsuz ömrün var ama kimseyle WhatsApp grubu bile kuramıyorsun??? Roman boyunca Addie’nin yalnızlığını, ama bir yandan da “unutulmanın verdiği sınırsız özgürlüğü” görüyoruz. Tabii ki her özgürlüğün bedeli var. Kitap “yaşamak mı, hatırlanmak mı daha önemli?” sorusunu kafaya çakıyor. Ve sonra Henry çıkıyor sahneye… İşte orada hikâye daha yumuşuyor, çünkü Henry Addie’yi unutmayan tek insan. İkilinin ilişkisi hem çok kırılgan hem de umut verici. Ama geçmişin gölgesi (Luc) hiç peşlerini bırakmıyor. En iyi yanı? Atmosfer! Paris, New York, sanat, müzik… Addie’nin tarihe küçük küçük izler bırakma çabaları çok etkileyici. Eksisi? Kitap biraz uzun ve “unutulma” meselesi bazen fazla tekrar ediyor. (Okurken “tamam, anladık, unutuluyorsun” dediğim oldu. ) Sonunda ise hüzünlü, buruk bir tat bırakıyor. Bitirdiğinde “Addie’nin varlığı gerçekten kayboldu mu, yoksa aslında biz mi onu hâlâ hatırlıyoruz?” diye düşünüyorsun. Kısaca: Romantik ama hüzünlü Gotik ama modern Yalnızlık, özgürlük ve kimlik üzerine düşündürücü Bir fincan kahveyle, hafif yağmurlu bir günde okursan “tam film sahnesi” tadı veriyor.
Edebiyat
Addie Larue’nün Görünmez HayatıVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus Yayınları · 2023546 okunma

ecem.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·624 syf.··
19 günde okudu
·
2025 2. kitabı
9/10
·336 syf.··
2025 1. kitabı
Okurken bir peçete ile devam edebilirsiniz hayatınıza... Uzun bir aradan sonra bu kitapla okumaya geri dönmüş olmam, iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum. İyi yönü; okumayı ne kadar özlediğimi bana bir kez daha hatırlattı. Kötü yönü ise; uzun zaman sonra ilk defa bu kadar ağladım. Kitaba gelecek olursam, kabul ediyorum, biraz ergen kitabı gibi. Bazı yerlerinde “Hımm, mıç mıç ergenler… Gerçekten böyle yaşayan var mı?” diye düşünmedim değil. Ama Rune ve Poppy’nin sevgisi, birbirlerini en küçük özelliklerine kadar bilmeleri, ayrı kalsalar bile bağlarını koparamamaları... Tamam, itiraf ediyorum; biraz kıskandım. “Acaba gerçek sevgi böyle bir şey mi? Biz mi sevmeyi bilmiyoruz, yoksa hayatın akışı mı buna izin vermiyor? Bu kadar güçlü bir sevgi sadece kitaplarda mı mümkün gerçekten?” diye düşünerek bitirdim kitabı. Bana bayat gelen tek şey (spoiler içerir), Poppy’nin hastalığı ve bunu “Rune’un iyiliği için” saklamasıydı. O kadar seviyorsun kızım, neden saklıyorsun? Zaten geçireceğiniz zaman sınırlı. Daha fazla birlikte olun işte... Kitabın tek sinir bozucu noktası ise finaliydi. O nasıl final? Nasıl bir son? Nasıl bir havada kalış? Aklımda “Neden? Nasıl? Niçin?” soruları dönüp durdu. Son sayfayı bitirdiğimde “Eee, ne yani?” diye kalakaldım. Ne yazık ki sonu, böyle bir kitaba hiç yakışmamıştı. Ama canım karakterlerim, bilmenizi isterim ki ben de en az sizin kadar ağladım, üzüldüm. Acınızı içimde, kalbimin en derinlerinde hissettim. Sizi çok sevdim. Sonsuza dek, Daima...
Edebiyat
Bin ÖpücükTillie Cole · Yabancı Yayınları · 20171,837 okunma
Reklam