İnsanın asıl bulunduğu oda hatıralarından, ilişkilerinden, olaylardan, bin bir çeşit görünmez güçten oluşuyordu. Bazen delüzyonladan. Bazen halüsünasyonlardan. Bazen arzulardan. Bazen hayallerden, umutlardan ya da hırstan. Bazen öfkeden. Önemli olan, gerçek duvarların nerede olduğunun ayrımına varabilmekti.
Bence ölüm bazen bir cebir denklemine benziyor. X etmenlerinden, y değerlerinden oluşan; basit fakat feci bir yanıta ulaşılana kadar çarpılan, bölünen, çıkarılan, toplanan bir dizi. O yanıt: Sıfır.
Moskova'dan geri çekilirken, bazı cesetler öylesine kaskatı donmuş ki, derileri gölün üstündeki buzun rengini almış. Aynı anda hem gri, hem beyaz, hem de şeffaf gibiymiş. Sis gibi.