... hayatımın bağışlandığını söyleselerdi, buz gibi ederdi bu beni. İnsan ölümsüz olma hayalini yitirince ha birkaç saat, ha birkaç yıl beklemiş, aynı şey.
Bekleyip duran şey toparlandı, üzerime atıldı, içime akıyor, dopdoluyum. Bir şey değilmiş, bekleyip duran şey kendimmişim. Özgürlüğe kavuşmuş, bağlarını koparmış varoluş üstüme taşıyor. Varoluşmaktayım.
Henüz sıra cazın; melodi yok, notalar var yalnız; binlerce küçük titreyiş. Durup dinlenmiyorlar; eğilip bükülmez bir düzen onları ortaya çıkarıyor ve yok ediyor. Toparlanmalarına, kendileri için varoluşmalarına zaman bırakmıyor. Koşuyor, acele ediyor, yanımdan geçerken bana sertçe çarpıyor ve yok olup gidiyorlar. Onları durdurmak isterdim. Ama birini durdurursam, elimde yavşak ve kötü sesten başka bir şey kalmayacağını biliyorum. Ölümlerine katlanmam gerek, hatta 'istemem' gerekiyor bunu.