"Oysa bilgelik, sevinç ve üzüntü, korku ve acıma, hırs ve kırgınlığın üzerinde olmak demekti. Bilgelik, her şeyi aşmış olmak, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevmemek, hiçbir şey ve hiç kimseden nefret etmemek, ama başkalarının olumsuzluk ya da yakınlığını da tümüyle kayıtsız karşılamak anlamına geliyordu."
Bu düş kırıklığından kaynaklanan ruh hali -eğer çok umutsuz bir durumda değilse- kişiyi her şeyden çok aşık olmaya hazırlar. Aşk başka bir arzunun, kişinin kendini gerçekleştirme yönündeki çabalarının, ego idealine ulaşma yönündeki faydasız dürtünün ikamesidir.
Eğer kendimize karşı dürüstsek (...) yaşamdaki yerimizden nadiren hoşnut olduğumuzu kabul etmeliyiz. Zihinlerimizde, aslında olduğumuz kişinin yanı sıra, olmayı istediğimiz kişinin de bir resmi vardır.