Ecem İkra Ceylan

Ecem İkra Ceylan
@ecem58ikra
okurum bayrağımın dalgalandığı yerde biraz da çay varsa ha bi de kağıt kalem
Neresi oldugunu bilmedigim bir yerim sızlıyor.
10/10
·320 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:36
Nermin Yıldırım'ı ilk olarak "Ev" kitabıyla tanımış ve sayesinde Seher'in hikayesini okurken hic bilmedigim duygularla tanismistim. Ve bugun Adalet'in hikayesini de aynı duygularla okudum. Hatta 1 gün icerisinde bitiriverdim. Sadece okudum ve bitirdim demek yanlis olur. Ben Adalet'in dünyasına girdim hatta Hülya'nın yanına bir yerlere iliştim de diyebiliriz:) Yazar ne yapıyo bilmiyorum, bir cesit büyü mü bu? Gelelim kitaba. Ölümcül bir hastalığa yakalanan Adalet'in cocukken yaptığı bir hatayı telafi etmek için çıktığı yolu anlatıyor kitabımız özetle. Daha fazlasına girmek istemiyorum. Simdi fazla bir seyler anlatip da büyüyü bozarım falan. En iyisi siz okuyun. Lütfen okuyun. Ne demek istedigimi anlayacaksınız. Ha ayrıca ben hâlâ Sadi Seber'in yazdığı mektuptayım... Cam bir fanusa koyup kalbimin ve zihnimin en özel yerine yerlestiriyorum.
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,4bin okunma
Reklam
Ey Sevgili Atsız! Bu ne muhtesem bir kalemdir!
10/10
·240 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 15:48
Ne desem bilmiyorum, nasıl ifade etsem bu eseri? Ne söylersem söyleyeyim sanki az gelecekmiş ve hakkını veremeyecekmişim gibi hissediyorum. Yıllar önce okumustum ilk olarak. Simdi tekrardan okumak ve bu vasıtayla burada bu esere dair bir inceleme bırakmak istedim. Kitap bir Uygur masalıyla başlıyor. Aşk lanetine kapılmış ve hayatı boyunca hatta öldükten sonra bile ızdırabını çeken Burkay'ı görüyoruz ilk olarak. Ardından bir atlama oluyor ve cumhuriyet dönemine, Selim Pusat'ın hikayesine geliyoruz. Hüseyin Nihal Atsız'ın yarattığı Selim Pusat karakteri aslında kendisinden o kadar fazla şey taşıyor ki. Asker olan ve bir iftiraya uğrayarak hapise giren Selim Pusat 3 yıl sonra masumiyetini ispatlayıp özgürlügüne kavuşsa da her seyden cok sevdigi meslegine, meslekten öte bir hayat felsefesi, yaşama bicimi olarak gördüğü askerlige geri dönemiyor. Bunun üzerine birde kendisiyle aynı kaderi paylaşmış olan arkadaşı Şeref'in intihar etmesiyle asıl hikayemiz başlıyor diyebiliriz. Adeta yaşayan bir ölü olan Pusat'ın zihnini meşgul eden bazı şeyler var. Prenses Leyla Mutlak, Güntülü, Yek ve sürekli ortaya cıkan arkadaşı Şeref... Aslında Leyla Mutlak melek, Yek bir şeytandı. Şeref ise Pusat'ın 'temiz' ,aşka bulaşmamış, yalnızca asker olan ve doğru yolu gösteren tarafı, şerefiydi... Peki Güntülü? Ne kadar sert görünümlü biri olursa olsun yüzünde gülümsemelere sebep olan, zihninden ve hayalinden çıkaramadıgı, şiirler yazdığı, kendisinden 25 yaş küçük yasak aşkı... Kitap boyunca Pusat'ın iç dünyasındaki çatışmaları görüyoruz aslında. Ve kitabın başında anlatılan lanetin devam ettiğini, Burkay olarak degil bu kez Pusat olarak şekil degiştirdiğine tanık oluyoruz. O kadar, ama o kadar güzel, adeta büyülü bir kitaptı ki. Ikinci kez okudugum halde yine uzun süre tesirinden
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202133,9bin okunma
VAR OLSUN...
10/10
·132 syf.··
2026 8. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 16:08
Yanılmıyorsam okuduğum sekizinci Atsız eseri oldu. Herkesin okuması gerektigine inandığım bir isim Hüseyin Nihal Atsız. Çünkü ne yazık ki birçok konuda çok yanlış anlaşılmış, yanlış anlatılmış, yeterince kulak verilmemiş ve belli kesimler tarafından üstüne çok fazla hücum edilmis bir vatanseverdir esasında. Fikirlerine hak verirsiniz ya da vermezsiniz ama buna bizzat yazılarını okuyarak siz karar vermelisiniz, ordan burdan duyduklarınızla degil. Her seyden öte öncelikle cesareti için takdir etmeliyiz diye düsünüyorum. Fikirlerini, inandıklarını ve gördügü yanlışları söylemekten hiç korkmamış, sonu ne olursa olsun kimsenin kalemini kırmasına izin vermemiştir. Mazimizi hatırlatmış, öze dönmemiz gerektiğini vurgulamış ve daima Türk'ün menfaati için çabalamıstır. Fikirlerine kulak verilmesi gerektigine inaniyorum ve birçok hususta Atsız ile tam olarak aynı noktadayım. Neyse biz gelelim eserimize... Atsız'ın ne kadar korkusuz oldugundan bahsetmistim. Döneminde yanlıs gördügü noktalara elestiri getirmekten cekinmemiştir. Dalkavuklar Gecesi ve Z Vitamini de elestiri öyküleridir esasında. Dalkavuklar Gecesinde, etrafındaki dalkavukların oyuncağı olan Hatti kralını Z Vitamininde ise, Milli Şefi çok zekice hicvetmiştir. Her iki hikayede de Atsız devlet yönetimini, yozlaşan ahlakı ve hiçe sayılan milli değerleri ironik bir üslupla kaleme almıştır. Atsız yine Atsız'lığını yapmış diyebiliriz özetle.. Özellikle kitabın sonundaki İsmet İnönü ve İnönü Şehitleri arasındaki diyaloglar tüylerimi diken diken etti. "Yazık!..Kitabım hiç böyle kirlenmemişti!" diye bitirerek de son noktayı koymuş Atsız hocamız. Her Atsız okuyuşumda "Ne okudum ben!" diyerek kitaba sarılırım. Aslında sarıldığım kitap değil. O kıymetli fikirler, o muazzam kalem ve o tavizsiz duruş!.. Var olsun...
Dalkavuklar Gecesi Z VitaminiHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20238,8bin okunma
Ah dünya, bu ne zor, bu ne güzel, bu ne muhteşem bir rüya.
Puan vermedi·456 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 20:33
Kitapların insanları seçtigine inanırım. Ev, okumaya en çok ihtiyaç duyduğum anda karşıma çıktı. O kadar beğendim ki beğenmek kelimesi az kalır, kitaba sıkı sıkı sarılırken buldum kendimi. Seherin hikayesini okurken onun yerine de döktüm gözyaşlarımı, o yolu onunla birlikte yürüdüm ve onunla birlikte evimi bulmaya calıştım. Ah hele Şerbetin, malum sona giderken Seherin pesine takıldığı bölüm...Tüm duygular allak bullak oldu, hem gülümsetti hem ağlattı. Bu son cümle o kadar güzel oldu ki. Hem gülümsetmek hem ağlatmak! Seherin hikayesini okurken yaşadığım bu karmaşayı en doğru açıklayan ifade bu sanırım. Canım Seher, keşke sana sıkı sıkı sarılabilseydim. Hicbir kitabı okurken bir karakterle böyle bir bağ kurmamıştım. Kitap bitti ve Sehere veda etmek şuan benim için çok zor. Okuduğum ilk Nermin Yıldırım kitabı olmasıyla beraber bu kadar yoğun duygular besledigim de ilk kitaptı aynı zamanda. Lütfen okuyun, tüm kalbimle tavsiye ediyorum. Yolda, otobüste ya da herhangi bir yerde elinde Ev olan ve okuyan birilerinizi gördügümde sarılmak için koşa koşa gelecegimi de belirteyim:) Kitaplarla kalalım, keyifli okumalar.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Lütfen siz sevgiyle okuyun ve sevgiyle kalın...
Puan vermedi·500 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:27
"Artık bitsin" diyerek okudum ama bu sizi yanıltmasın. Esasında ne ara bitirdiginizi anlayamayacağınız, sizi alıp götüren, çok akıcı bir kitap. Evet ben bitirince derin bir oh çektim, kabul. Çünkü o kadar nefret ve öfke dolu bir hikaye ki... "İkimizin nasıl bir ruhu var bilmiyorum ama onunkiyle benimki aynı" diyerek anlatıyor Catherine, o kadar büyük bir aşkları var. Ama bu âşk ne kadar büyükse öfkeleri de bir o kadar büyük. Birbirlerinin ruhuna acı cektirip de yine de birbirlerinden asla vazgeçemeyen iki aşık Heathcliff ve Catherine... Heathcliff özelinde en azindan sevdigi kadının ölümünden sonra içindeki kötü duygular biter sanmıştım fakat o intikamından bir an olsun vazgecmedi ve şu hayatta sevdigi tek insan olan büyük aşkına karşı bile icindeki o öfkenin ve nefretin atesi asla sönmedi. Hem çok üzüldüm, hem çok sinirlendim hemde hic anlayamadım Heathcliff'i. Ama toksik ilişkileri, nefret ve öfkenin baskınlığı, hic kimsenin mutlu olamayışı ve herkesin acı cekmesi BENİ BAYDI durust olmak gerekirse. Bu kitapla ilgili toz pembe bir aşk hikayesiymis gibi bir algı var bu sebeple toz pembe degil kapkara bir aşk hikayesi oldugunu özellikle vurgulamak istedim. Ha tavsiye eder miyim, siddetle ederim ama sizi nelerin bekledigini de bilin. Her daim içinizdeki iyi tarafın sesini dinlemeniz ve sevgiyle kalmanız dileklerimle...
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,8bin okunma
Reklam