Nicholas Urfe içine dönük, bencil ve özellikle kadınlara karşı küçümseyici tavırları olan bir karakter. Öğretmenlik için gittiği Yunan adasında, gizemli Conchis ile tanışıyor ve kendini türlü psikolojik oyunların, yanılsamaların ve tiyatromsu törenlerin içinde buluyor.
Okur olarak biz de Nicholas’la beraber kandırılıyor, şüpheye düşüyor ve en sonunda okuduklarımızın hiçbirine inanamayacak hale geliyoruz. Conchis’in amacı aslında Nicholas’ın kendi kimliğiyle yüzleşmesini sağlamak. Fakat Nicholas sürekli toplumdan dışlanmış, yalnız ve depresif biri gibi görünse de, bunun sorumlusu bizzat kendisi. Ona defalarca ayna tutulmasına rağmen gördüklerini kabul etmiyor. İnsana gerçeği gösterseniz bile, kabul etmeye hazır mıdır?
Bir yandan da Alison’ı yanında oyalarken, gizemli bir kadın ortaya çıktığında hemen onun peşinden gitmesi büyük bir ikiyüzlülük. Alison’u bırakmazdı ama başka biri ilgisini çektiğinde gerçek bir ilişkiyi göz ardı etti. Bu da Nicholas’ın sevgiyi tutarlı ve dürüst bir şekilde yaşayamayan, bencil tarafını net biçimde ortaya koyuyor. Ve farklı, özel olma isteği için hep gizemin peşinden gidiyor. İnsan sıradanlığını kabul ederse mi mutlu olabilir?
“Büyücü” zorlayıcı bir kitap. Okurken defalarca “Acaba doğru mu anladım?” diye düşündüm. Yazarın dili güçlü olsa da, Nicholas’ı sevemedim. Bence yaşadıklarını hak etti. Ama biz okurlar hak etmemiştikkkkkk resmen şüphe içime yer etti ve hep öyle kaldı yani yazar bunu okura geçirmeyi başardığına göre usta bir yazardır.
Kitap gerçekten zor bir kitaptı, yeni başlayanlara önermiyorum..