⸻
Bir varmış, bir yokmuş… Aslında herkesin bir masalı varmış da kimse kimsenin içine bakmayı bilmezmiş. Benimkini de kimse bilmedi, ben anlatmadıkça. Ama bazı masallar var ki, ne anlatılır ne de unutulur… Sadece yaşanır, içte bir yerlerde sessizce büyür.
Benim masalım, kimselerin duymadığı bir kalp hikayesi. Ne prenses bekledim, ne bir kahraman. Sadece “anlayan” birini istedim. Hani o göz göze geldiğinde yüreğin sıkışır ya, işte öyle birini… Ama bazen masallar gerçek olmaz, ya da gerçekler masal gibi can yakar.
Kendimi hep güçlü sanırdım. Ama meğerse en sessiz kaldığım zamanlarda, içimde en büyük savaşları vermişim. Gülüşümün ardında kırık kelimeler, sustuğum her anın içinde bağırmak isteyen bir “ben” varmış. Herkese yetmeye çalışırken, kendime yetemez olmuşum. En çok da “anlaşılamamaya” yorulmuşum. Ama belli etmemişim, çünkü bu masalda gözyaşlarımı bile gizli gizli dökmüşüm.
Bir gece, yıldızlara uzun uzun baktım. Ve kendi kendime dedim ki: “Bu masalda mutlu son yok belki ama, güçlü bir ben var.” Çünkü öğrendim… Bazen masalın kahramanı olmak için birilerini beklemeye gerek yok. Kalbini sahiplenmen yeterli.
Eğer bir gün biri gelip bu masalı dinlerse… Belki ellerimi tutmaz ama gözlerimin içine bakar ve der ki: “Sen zaten en başından beri güzeldin, sadece yorulmuşsun.” O zaman belki bu masal, yeniden başlamaz… ama yarım kalan yerden tamamlanır.