"Ölümü son çıkış olarak düşüneceksin. Bil ki kimse seni bundan alıkoyamaz ve tam da bu nedenle, elinin altında olduğu için onu yedekte tut, sonuna kadar. Diyelim ki geceleyin bir kabus gördün. Bunun kabus olduğunu, başını oynattığın anda kurtulabileceğini bilsen her şey daha kolay, daha çekilebilir hale gelir, hatta bir bakarsın ilk başta en korktuğun şeylerden zevk alır olmuşsun. Hayat seni istediği kadar ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendine, ikinci kez çağırılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna, gözlemcilik daha iyidir, ne zaman istersen bırakabilirsin. Beni sorsan "imdat çıkışı" sayesinde ayaktayım. Çünkü emrimde, ve onu kullanmayacağımı biliyorum. Ama ahiretin anahtarı bende olmasa kendimin kapanda hissederdim, derhal kaçmak isterdim!"
Uzun zamandır kitap okuyamama sendromuna (reading slumpa) yakalanmıştım. Ta ki karşıma bu kitap çıkana kadar hiç böyle bir kitapla karşılaşmayı beklemiyordum. Tam benim damak zevkim olan bir kitaptı. Karakterle beraber yaşadım her şeyi. Yazarın diline hayran kaldım. Okurken sizi sıkmayan bir hayat hikayesi okuyorsunuz. Yazar sizi karakterle beraber alıp tarihin bambaşka zamanında sizi bir serüvene çıkarıyor. Her duygu içime öyle bir işledi ki kitabı bitirdiğimde ( bu 5 dakika öncesine tekabül ediyor) kendimi bambaşka bir yerde buldum. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı tüm kitaplarını okuma isteği oluşturdu bundan sonra Semerkand'ı okuyacağım yani yazarın en ünlü kitabını orada görüşmek üzere