Ece Yavuz

Ece Yavuz
@eceyavuzz
“Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda, aşk şiiri yazmak bile başlı başına bir baş kaldırıdır.”
Gazi Üniversitesi | Kimya Mühendisliği
Ankara
Ankara, 12 Ocak 2004
92 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 21:22
Wolfgang Borchert’ın Kapıların Dışında adlı eseri gerçekten çok başarılı ve etkileyici bir yapıt. Metin baştan sona tiyatro formatında yazılmış. Bu da eserin akıcılığını artırıyor ve çok hızlı bir şekilde okunmasını sağlıyor. Ankara Devlet Tiyatrolarında da sergilenen bir oyun ama sanırım tarihini kaçırmışım. Yakalayabilseydim tiyatrosunu da izlemeyi gerçekten çok isterdim. Kitabın merkezinde Beckmann isimli bir Alman askeri var. Beckmann, savaş için üç yıl boyunca Sibirya’ya gönderiliyor. Ancak geri döndüğünde hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamıyor: ne ailesini, ne karısını, ne de kendisine ait bir yeri. Kısacası tüm kapıların dışında bırakılıyor. Aslında kitabın özü de bu: savaşın ardından eve dönen bir askerin, ait olabileceği hiçbir yer bulamayışı. Eser II. Dünya Savaşı sonrasında yazıldığı için, dönemin ruhunu çok güçlü bir şekilde yansıtıyor. Savaşın kahramanlık değil, tam tersine yıkım getirdiğini, insanı yalnızlığa mahkûm ettiğini, askerlerin ve çocukların bombalarla yok olduğunu çok sert ama yalın bir dille ortaya koyuyor. Bu yönüyle, “kahramanlık edebiyatı” değil, tam anlamıyla bir yüzleşme edebiyatı. Benim en çok dikkatimi çeken nokta, kitapta yer alan diyaloglar oldu. Beckmann’ın Tanrı ile, Direktör ile, Öteki ile, vicdanıyla yaptığı konuşmalar hem çok etkileyici hem de düşündürücü. Borchert’in dili ise son derece sade, anlaşılır; ama bu sadelik aynı zamanda güçlü bir eleştiri ve hiciv barındırıyor. Borchert’in kendisi de genç yaşta savaşa katılmış, savaş nedeniyle ağır hastalanmış ve çok kısa bir ömür yaşamış bir askerdi. Bu yüzden Beckmann karakterinin, yazarın kendi yaşamından izler taşıdığı açıkça hissediliyor. İşte bu da eseri yalnızca kurmaca olmaktan çıkarıp, aynı zamanda bir dönemin tanıklığına dönüştürüyor. Kesinlikle herkesin okuması gereken
Edebiyat
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ece Yavuz

, bir kitap okudu
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2025 21. kitabı
Wolfgang Borchert
8.6/10 · 7,9bin okunma
Bana artık kimse inanmıyor. Sade sen değil, hiç kimse. Artık kimsenin inanmadığı Allah'ım ben. Artık kimsenin aldırış etmediği. Sizler beni umursamıyorsunuz. Sen de mi ilahiyat okudun? Kim kimin umurunda? Ah, ah, sen ihtiyarsın, Allah Baba, sen gerisin geri. Sen bizim o uzun ölüler, korkular listesinin altından artık kalkamıyorsun. Sen bize artık adeta yabancı geliyorsun. Sen şimdi masal kitaplarında okuduğumuz Allah Baba'sın. Bize bugün bir yenisi gerek. Korkularımıza, sefaletimize uygun bir yenisi. Yepyeni bir Allah. Biz seni az mı aradık, Allah baba, her yıkıntıda, mermilerin açtığı her çukurda, her gece. Can korkusuyla biz sana seslendik, Allah Baba. Bize yardım et diye haykırdık, ağladık, küfrettik! Sen nerelerdeydin, Allah baba? Bu akşam neredeydin? Bizden yüz mü çevirdin yoksa? Büsbütün, o güzel, eski kiliselerin içine mi kapandın, Allah Baba? Feryatlarımız, parçalanmış camların gerisinde kulaklarına ulaşmıyor mu, Allah Baba? Nerelerde kaldın?
Sayfa 94·Kitabı okudu
Felsefe
Doğru, sen sadece göz yumdun! Çocuk haykırır, bombalar patlarken sen kulaklarını tıkadın. Bombalar patlarken sen nerelerdeydin, Allah Baba? Yoksa benim keşif kolumdan on bir er eksilirken mi gösterdin babalığını? On bir erin lafı mı olur, Allah Baba, sen orada da yoktun, Allah Baba! Bu on bir kişi o ıssız ormanda elbette feryat ettiler, ama sen yoktun orada, ne çare yoktun, Allah Baba! Babalığını Stalingrad'da mı gösterdin, Allah Baba, Stalingrad'da mı? Ha! Bizlere sen ne zaman babalık ettin ki, Allah Baba, ne zaman? Biz ne haldeyiz, sen bunu kendine ne zaman dert edindin, Allah Baba?
Sayfa 94·Kitabı okudu
Felsefe
...ve devrimci olmalıdır. Biz yirmi yaşında Haydutlar'ı yazan Schiller gibi bir dahaya muhtacız. Bize bir Grabbe, bir Heinrich Heine ister. Bize bir deha, hamleci bir zeka gerek. Biz romantizmden uzak, realizme yakın, azimli bir gençlik arıyoruz; öyle bir gençlik ki hassasiyeti bir yana bırakacak, objektif ve hakim, hayatın karanlık sayfalarına cesaretle bakacaktır. Biz gençlere muhtacız, dünyayı olduğu gibi görüp seven bir nesle muhtacız. Gerçeği her şeyin üstünde tutan; planları, tasavvurları olan bir nesne muhtacız. Bu tasavvurların öyle çok derin hikmetler olmasına da lüzum yok. Bunlar öyle eksiksiz, olgun, süzülmüş şeyler olsun demiyoruz, asla! Bir çığlık olsun, gönüllerinden kopan bir haykırış olsun. Soru, ümit, açlık!
Sayfa 67·Kitabı okudu
Edebiyat