“Boş yere kendi kendimle çarpıştım,” diye söze başladı. “Yararı yok. Duygularıma gem vuramıyorum. Sizi ne derece beğendiğimi, nasıl ateşle sevdiğimi söylememe izin veriniz.”
“Bir şeyin azı iyiyse, çoğunun daha da iyi olması gerekir. Ne güzel! Oysa herhangi birine hayatının eksiksiz senaryosunu versen, ölüm anına dek  başına gelecek her şeyi anlatsan… ne korkunç bir armağan olurdu bu. Hayatı ne sıkıcı olurdu! Yaşadığı her anı eksiksiz bir şekilde önceden bilirdi. Hiçbir şey değişmezdi. Her tepkiyi, her lafı önceden bilirdi… hayatı sürekli tekrarlarla geçerdi…”