“Çok mutluydum, çünkü saat on ikiyi vurduğunda, şiddetle çalan çan seslerinin, fabrika ve itfaiye sirenlerinin, gemi düdüklerinin, atılan silâhların, havai fişeklerin arasında, Delgadina'nın ayaklarının ucuna basa basa içeri girdiğini, yanıma uzanarak bana bir öpücük verdiğini hissettim. Öylesine gerçekti ki, ağzımda onun o meyankökü kokusu kalmıştı.”