Ecren

Sally bir keresinde bana, “Diğer insanlar benden farklı bir dünyada yaşıyor. Renkleri görüyor, her şeyi hissediyor, birbirlerini seviyor ve heyecanlanıyorlar. Ben bunların hiçbirini yaşayamıyorum. Benim için dünya gri. Ben dünyanın içinde yaşamıyorum; ona dışarıdan bakıyorum.” demişti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Otoriter ebeveynlerin çoğu, çocuğun itaatini sevgiyle eşitle­me eğiliminde. Başka bir deyişle, çocuk sessizce ve bütünüyle ebeveynine itaat ederse ebeveyn sevildiğini hisseder. Ne yazık ki tam tersi de doğru. Çocuk ebeveynin taleplerini sorgular­sa ebeveyn sadece saygısızlığa uğradığını değil, aynı zamanda reddedildiğini de hisseder. Çocuk kaba bir şekilde kurallara uy­mazsa, ebeveyn bunların çok daha fazlasını hatta hiç sevilme­diğini hisseder.
Otoriter Ebeveyn
Otoriter ebeveynler, çocuklarından çok fazla şey bekler. Ço­cukların, ebeveynlerin koyduğu kurallara sorgulamadan uyma­ları istenir. Aynı zamanda, bu ebeveynler kuralların arkasında­ki gerekçeleri açıklamazlar; sadece kurallara bağlı kalınmasını isterler. Çocuklar bu kurallara itaat etmediklerinde, daha sert önlemler alırlar. Otoriter ebeveynler, çocuklarıyla problemi ya da meseleyi tartışmaktan ziyade, ceza vermeyi ya da dövmeyi tercih ederler. Çocuğun duyguları ya da düşünceleriyle ilgilen­mezler. Ebeveynler, sıradan bir çocuğun davranışının nasıl ol­ması gerektiğine dair kendi zihinlerinde var olan bir şablona göre ebeveynlik yapar ve kendi çocuklarının bireysel ihtiyaçla­rını, mizacını veya hislerini dikkate almazlar.
Narsist kişiler ebeveyn oldukları zaman, çocuklarının her biriyle farklı iletişim kurma yeteneğine sahiptirler. Taraf tutar­lar ve genellikle, en azından çocuklarından birini hayal kırıklığı olarak görürler. Ancak kendilerini en iyi şekilde yansıtan ço­cukları yakışıklı, sevimli, atletik ya da zeki yani ‘kutsal olandır’ ve narsist anne veya baba ile özel bir ilişki kurar. Ayrıcalıklı tarafta olan çocuk, ebeveynlerinin sevgisinin her zaman koşullu olduğunu genellikle yetişkinlikte fark eder.
Narsist ebeveynlerde eksik olan şey, çocuklarının hisset­ tikleri şeyi hayal etme ve onu önemseme yeteneğidir. Empati duygusu olmayan bir ebeveyn, zayıf ışık altında, soğuk aletlerle ameliyat yapan bir cerraha benzer. Sonuçlar büyük ihtimalle yaralara yol açar.