Yalnız içtimai değil, aynı zamanda beşeri, mistik ve ilahi bağları da çözülen insanın bu perişanlığı bana ibret, merhamet, nefret ve dehşet veriyor. İçimizde sıraya dizilen sayısız benliklerimiz ipi kopmuş bir tesbih gibi nasıl da dağılıveriyorlar..
Dünyada bir tek insana inanmıştım.O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı.
Yaşanmadığında;
“Benim burada ne işim var? Diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak bir çok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten Çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim? “
Yaşandığında;
“Noranın yasını tuttuğu hayat buydu demek. Yaşamadığı için dövünüp durduğu hayat buydu. İçinde olmadığı için pişmanlık duyduğu zaman akışı buydu işte..”
Cyrano de Bergerac Cyrano karakteri: güce, paraya, şöhrete boyun eğmemiş bir karakterdir. Eleştirdiği düzenin onu parayla Satın almaması için yaptıkları teklifleri redderken “istemem, eksik olsun..” demiştir.
Düzene uymayan bu fazla dürüstlük sizi rahatsız edebilir..