Dünyada ne üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misafirliğin böyle derin ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez külfetler olduğunu düşünerek acı acı, "Bu şimdi artık toprak, çamur olanlar ömürlerinde benim gibi böyle bir saadete aday olup da onu birtakım, temelli temelsiz vesveselerle reddettilerse ne kazandılar?" diye söylendi.
"Halbuki..." diyordu, evet, bilirdi ki ona sükûnet ve şiir ne kadar lazımsa ruhunda fırtınaya, karanlığa, gizeme de öyle derin bir istek vardı. Bu suskunluk zamanlarından sonra gök gürültüsü ve şimşeğe, öfkelenmeye ve kedere de muhtaç olacağını bildiği için başını eğerek, "Halbuki..." diyordu.