Resûl-i Ekrem Arafat dağında Kusva adlı devesine binmiş dururken şu ayet-i kerime nazil oldu:
"Bugün dininizi ikmal ettim ve sizin üzerinizdeki nimetimi tamamladım." (Maide, 5/3)
Ashab-ı kiram bu ayete sevindiler. Fakat Hz. Ebu Bekir ağladı. Ona, "Ya Ebu Bekir, bugün sevinme günüdür. Bu müjdeye niçin ağlıyorsun?" diye sordular, "İslam dini kemale erdi. Hak Teala mü-minlere verdiği nimetleri tamamladı. Sevinmek gerekir," dediler.
Hz. Ebu Bekir arif ve âkil bir sultan olduğundan bu ayetin ne demek istediğini anladı. Onlara cevaben şöyle dediler:
"Her kemalin zevali vardır. Her tamamın noksanı vardır. Zira bir iş başladığında o işin sonu da vardır. Bu ayet-i kerimeden siz dinin kemale erdiğini anladınız. Lakin ben Muhammed Mustafa'nın(sav) zevalini anladım."
Bir usta, bir padişah için saray yapıp dört duvarını bitirse, üstünü örtüp kapıları taksa artık o ustaya gitmesi için izin verirler. Resûlullah da bu usta gibidir. Din sarayını yapmaya gelmiştir. Sarayın birinci duvarı namazdır. İkinci duvarı zekattır. Üçüncü duvarı oruçtur. Dördüncü duvarı hacdır. Kapısı gusül, temeli iman, tavanı ihlas, alt eşiği tevazu, üst eşiği temkin, sağ tarafı tevekkül, sol tarafı mülayimlik, kilidi küfür, anahtarı şehadettir. Derecesi rif'at, içi saadet, dışı felakettir.
Her kim şehadet anahtarıyla İslâm sarayı kapısından küfür kilidini kırıp içeriye girerse saadete kavuşur. Allah korusun, eğer sarayın kapısına kilit vurup dışarıda kaldıysa felakete uğrar.
Resûl-i Ekrem(sav) İslâm sarayını yapıp tamamladıktan sonra bu ayet nazil oldu. Bu ayet-i kerimenin ağırlığından Resûlullah'ın devesi çöküp dizine kadar kuma battı. Resûl-i Ekrem veda haccını edâ edip Medine'ye teşrif ettikten sonra seksen üç gün daha yaşadılar.
(İlk nazil olan ayet-i kerime "İkra" süresidir. Son nazil olan ayet ise