İnsanlara kızmama imkan yoktu ,çünkü insanların en kıymetlisi en iyisi en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka
bir şey beklenebilir miydi? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım başkalarına emniyet edebilir miydim?
Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya ,tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi?
İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.