Sefalet öfkeyi doğurur ve refah içindeki sınıflar uyuklayıp körleşirken, yani gözlerini kapatırken, yoksul sınıfların kini bir köşede düşler kuran kederli ve kötü niyetli bir zihnin meşalesini ateşleyip toplumu incelemeye başlar. Kini incelemek ne korkunçtur!
İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çogaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!", "Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayı öğrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Toplumun dürüst insanların yaşadığı bölmenin kapısından dışarıya kulak kabartanlar, dışarıdakiler arasında geçen diyaloglara şaşırırlar. Sorular ve yanıtlar; anlaşılmaz, insan sesine benzeyen ama sözden çok ulumayı andıran iğrenç bir mırıltı duyulur. Çok başlı yılanlar konuşuyorlar sanırsınız.