Kurtuluş Savaşı sırasında görev yaparken bu kitabı yazmış olan Halide Edip'e bize savaşın içinden bu zamana kadar yaşanılan şeyleri iliklerimize kadar hissettirdiği ve bu ülke için savaşmış olarak başta o olmak üzere bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet dileyerek başlamak isterim.
Kitap Peyami 'nin ağzından bir nevi kendi günlüğüymüş gibi anlatılır. Peyami ailesiyle beraber Şişli 'de yaşamaktadır. Bir gün ailesi uzaktan akraba olan Ayşe ile Peyami 'yi evlendirmek ister lâkin Peyami kabul etmez, bu sebeple de yurtdışına çıkar. Ayşe ise İzmir'de evlenmiş ve iki çocuk sahibi olmuştur. Yıllar sonra savaş gelip çatınca Ayşe ailesini savaşta kaybedince artık tek amacı İzmir'e gelip Kurtuluş Savaşı'na katılıp intikam almaktır. Peyami ise Ayşe ile evlenmediğine pişman olmuş ve sırf Ayşe İzmir'e gidiyor diye savaşa katılmış, Ayşe'nin peşinden gitmiştir.
Peyami kafasına alan kurşunla ve bacaklarını kaybetmesiyle hastanede yatmakta iken her gün yaşadıklarını mektup veya günlük şeklinde yazmaktadır....
Savaşı bu kadar yakından, içinden bize aktaran Halide Edip, sanki o an ordaymışız hissiyatını bize yansıtıyor kitapta. Gidip gelemeyenler, savaşta paramparça olanlar, nice ayrılan sevgililer ana babalar, çok üzüldüm okurken...
Kitap çok derinden etkiliyor okurken, hem karşılıksız bir aşk hem de savaşı bize güzel sunan bir kitap. Sonu çok şaşırtıcı bitti. Okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
Sağlıcakla kalın.