Sarayın Kutsalları - Asr-ı Saadet'ten Osmanlı'yaTalha Uğurluel

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.061
Gösterim
Adı:
Sarayın Kutsalları - Asr-ı Saadet'ten Osmanlı'ya
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050818147
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Saray arşivlerinde bugün binlerce eşya, tanınmayı ve fark edilmeyi bekliyor. Çünkü hepsinin bize anlatacağı bir hikâye var. Bazıları binlerce yıl öncesini gördü, bazıları ise sadece birkaç yüz yıllık bir geçmişe sahip. Bazılarına bir peygamber dokundu, bazılarına on binlerce insan, bazıları uğruna savaşlar verildi, bazıları barışın simgesi oldu. Kimisi herkesin gözü önünde günümüze ulaştı, kimisi de herkesten gizlenerek… Bu tarihî kutsallar, kendi dönemlerine ve insanlarına dair çok şey anlattı bize.


Müslümanların gözbebeği olarak saklanan Mukaddes Emanetler, Osmanlı İmparatorluğu'na nasıl geçti?
Peygamber'in su içerek şereflendirdiği ahşap tas yüzyıllarca nasıl gizli kaldı?
I. Ahmed, Mısır'dan getirttiği mübarek bir ayak izini neden tekrar geri göndermek zorunda kaldı?
İran Şah'ının gönderdiği yayı kimsecikler kuramayınca IV. Murad ne yapmak zorunda kaldı?
Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı'nda Şah İsmail'i yenince ona ait hangi eşyaları özellikle saklattı?
Osmanlı'da köle bir kadın, bir padişah annesi ile yan yana defnedilebilir miydi?
Memlük Sultanı Kayıtbay'ın gözü gibi baktığı kılıcının sırrı neydi?
I. Ahmed padişah olduğunda yüzüğünde bulunan ceviz büyüklüğündeki elması nereye gönderdi?
I. Dünya Savaşı'nda Medine'deki son Mukaddes Emanetler hangi şartlarda nasıl kurtarıldı?
Kudüs'e at sırtında girmek isteyen Alman İmparatoru Wilhelm'e, Sultan II. Abdülhamid Han nasıl bir oyun oynadı?

Sarayın nice gizemli eşya ve emaneti, Talha Uğurluel'in yalın üslubu ve muhteşem görsel sunumu eşliğinde Asr-ı Saâdet'ten Osmanlı'ya Sarayın Kutsalları kitabında…
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı okurken Osmanlı'yı büyük yapan sınırlarının genişliği değil Peygamber Efendimiz'e(s.a.v.) karşı edebi,sevgisi; vefa timsali olması; müthiş zekası;tevazusu olduğunu anlıyorsunuz.Hem de eşyaların dilinden.Mutlaka okuyun...
Talha Uğurluel'in okuduğum ilk kitabıydı. Diğerlerini de okumam gerek artık eminim :) Anlatımındaki sadelikle okurunu o zamana götürüyor adeta, bazı yerler de meraklandıran anlatım tarzı çok iyi. Yok yoğun tarih değil de hikayelerde süslenmiş gibiydi. Ben beğendim kesinlikle tavsiye edebilirim..
en çok beğendiğim bölümü; Yavuz SULTAN Selim'in henüz şehzade iken,Trabzon'dan kalkıp derviş kılığında Şah sultan'ın huzuruna çıkarak onu santrançta mat etmesi oldu. At,avrat,silah üçlemisinden atlara verdiğimiz değeri ve atlı orduda 200.000 e yakın gücümüzün oldugunu biliyoruz. kutsal emanetlerimizin nasıl korundugunuda bu kitapta anlıyoruz. devamını beklıyorum acıkcası:)
Talha Uğurluel'in harika kitaplarından biri daha. Kitap bize tarihin farklı dönemlerinde yer alan eserleri görselleriyle birlikte tanıtıyor. Kitabin baskı kalitesi de gayet güzel. Normalde bizzat göremeyeceğmiz pek çok eser birebir kitapta okuyucuya sunulmuş. Akıcı bir dili var ve bir solukta okunabilecek bir kitap.
Kutsal emanetlerin nasıl ve ne şekilde nerelerden geldiğini öğreniyoruz.Talha hocamız güzel anlatmış.İlk fırsatta kutsal emanetleri görmeye gideceğim,kitabı okurken insanı farklı bir dünyaya götürüyor.Herbir kutsal emanetin hikayesini öğrenmiş oluyor insan.
Tarihe ilgisi olan olmayan herkesin bir çırpıda bitirebileceği bir kitap. Anektot tarzında. Hiç sıkılma imkanı bulamıyorsunuz. Ve ister istemez konular hakkında merak uyanıyor ve daha çok araştırmak istiyorsunuz.
yazarın sayesinde bir çok bilgi elde ettim. konuların resimlerle desteklenmiş olması akılda kalmasını sağlıyor. bunun için de yazarı tebrik etmek gerek. teşekkürler talha uğurluel.
Topkapı sarayını bu kitabı okumadan önce dolaştığımda boş boş etrafıma bakmışım. Meğerse her parçanın bir anlamı ve hikayesi varmış. Umarım kitabın 2. Si hatta 3. sü de çıkar
İstanbul'dan gönderilen ekip hiç de öyle boş kişilerden değildi. Vazifelerinin ağırlığının farkındaydılar. Kainatın Efendisi'nin(sas) türbelerindeki inşaat faaliyeti için şöyle bir karar aldılar: Kubbe-i Hadra'nın inşasında, Peygamber Efendimiz'e(sas) madden bu kadar yakın bir halde çalışırken dünya kelamı konuşmamalıydılar. Bu faaliyet sırasında malayani hiçbir konuşmayı yapmamaya karar verdiler. Peki nasıl anlaşacaklardı. Aralarında bir dil oluşturdular, "Sen bana tuğlayı uzat yerine Allah de! Ben çekici uzatırken Lailaheillallah diyeyim. Sen sıvayı uzatırken Subhanallah diye seslen...
"... bir dönem Kâbe'yi örten şimdi de Kainatın Efendisi'nin türbelerini perdeleyen bu kumaşlara Kisve-i Saâdet denirdi. Yani mutluluk elbisesi. Bir kumaş neden mutlu olur? Tabii ki önce Kâbe'nin ardından da Efendiler Efendisi'nin (sas) perdedarlığını yaptığı zaman! "
Abdülhamid Han'ın ilginç bur yanı da gençliğinde başladığı disiplinli yaşantısını ömür boyu devam ettirebilmiştir olmasıdır. Sabahları erken kalkar, soğuk su ile banyo yapar,biraz yürüyüşten sonra işlerinin başına geçerdi. Ortalama 16 saat çalışır ve yatmadan önce kitap olur ya da okuturdu. Sade giyinir,şatafatlı törenlerden nefret ederdi. Yerli malı kullanmaya dikkat eder, kendi kumaşlarınızdan diktirdiği kiyafetleri tercih ederdi.
Ecdat Efendimiz'e (SAS) o kadar saygılı idi ki mukaddes emanetlerin konduğu Has Oda'nın kapısına "Esselamü aleyke ya Rasulallah" yazarak, içeriye giren her bir kişinin, içeride Peygamber Efendimiz (SAS) varmış gibi hassasiyet ile girmelerini istemişlerdi.
Mısır Seferi'nden dönen Koca Yavuz, hem halifelik unvanını getiriyordu hem de Mukaddes Emanetleri. Devletin topraklarını üç kat büyütmüş bir padişah olarak onun gelişi İstanbul'da heyecan dalgaları oluşturuyordu. Halk haftalardır ayaktaydı. Derken beklenen ordu Üsküdar'a yanaştı. Gündüz vakti idi. Karşıya geçilebilirdi. Padişah istirahat emri verdi. Devlet adamları şaşırmıştı. Payitahta bu kadar yaklaşmışken iş miydi bu durum! Sebebi sorulduğunda tarihin kulak kesilip dinleyeceği şu ibret dolu sözler duyulacaktı, "Halk uzun zamandır bu dönüşü beklemektedir. Şehre gündüz girersek bu başarıyı bizden bilen insanlar alkış tutacaklardır. Hâlbuki bu başarı bizden değil Allah'tandır."

Koca ordu başlarındaki büyük Sultan ile birlikte geceyi bekler ve insanlar yataklarına çekildikten sonra şehre girerler. İşte Osmanlı bu durumunu muhafaza ettiği müddetçe büyük kalabilmiş, ne zaman ki bu değerlerini unutmuş, zayıflamış ve nihayetinde yıkılıp gitmiş...
Kabr-i Saadet hücresine dahil olduğum vakit dimağım, ömrümde hissetmediğim gönül alan but kokunun tesirinde kaldı.
Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
Sadikhane belki ol bu alemde dildar olur
Yar olur ağyar olur dildar olur serdar olur

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarayın Kutsalları - Asr-ı Saadet'ten Osmanlı'ya
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050818147
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Saray arşivlerinde bugün binlerce eşya, tanınmayı ve fark edilmeyi bekliyor. Çünkü hepsinin bize anlatacağı bir hikâye var. Bazıları binlerce yıl öncesini gördü, bazıları ise sadece birkaç yüz yıllık bir geçmişe sahip. Bazılarına bir peygamber dokundu, bazılarına on binlerce insan, bazıları uğruna savaşlar verildi, bazıları barışın simgesi oldu. Kimisi herkesin gözü önünde günümüze ulaştı, kimisi de herkesten gizlenerek… Bu tarihî kutsallar, kendi dönemlerine ve insanlarına dair çok şey anlattı bize.


Müslümanların gözbebeği olarak saklanan Mukaddes Emanetler, Osmanlı İmparatorluğu'na nasıl geçti?
Peygamber'in su içerek şereflendirdiği ahşap tas yüzyıllarca nasıl gizli kaldı?
I. Ahmed, Mısır'dan getirttiği mübarek bir ayak izini neden tekrar geri göndermek zorunda kaldı?
İran Şah'ının gönderdiği yayı kimsecikler kuramayınca IV. Murad ne yapmak zorunda kaldı?
Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı'nda Şah İsmail'i yenince ona ait hangi eşyaları özellikle saklattı?
Osmanlı'da köle bir kadın, bir padişah annesi ile yan yana defnedilebilir miydi?
Memlük Sultanı Kayıtbay'ın gözü gibi baktığı kılıcının sırrı neydi?
I. Ahmed padişah olduğunda yüzüğünde bulunan ceviz büyüklüğündeki elması nereye gönderdi?
I. Dünya Savaşı'nda Medine'deki son Mukaddes Emanetler hangi şartlarda nasıl kurtarıldı?
Kudüs'e at sırtında girmek isteyen Alman İmparatoru Wilhelm'e, Sultan II. Abdülhamid Han nasıl bir oyun oynadı?

Sarayın nice gizemli eşya ve emaneti, Talha Uğurluel'in yalın üslubu ve muhteşem görsel sunumu eşliğinde Asr-ı Saâdet'ten Osmanlı'ya Sarayın Kutsalları kitabında…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 97 okur

  • zehra ceylan
  • Ebru Kartal
  • Muhammed Hatiboğlu
  • Mehmet Aydoğdu
  • Bayezid YILDIRIM
  • Dilek Bulut
  • Nuh Kuplay
  • Fâtih Karakuş
  • Ya V Uz
  • Büşra Gülyağcı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%10
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.1
Erkek
%45.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.5 (23)
9
%23.3 (10)
8
%9.3 (4)
7
%11.6 (5)
6
%2.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0