Nihayet her yaratıcı yaratığın ıstırap ve alnına yazılı şehitliğinin zorluk ve sıkıntılarını gideren ak kuş kanatlarının özen ve sıcaklığı, okşayış ve inceliğiyle Aliye’nin temiz ruhu, bir pıhtı olmuş, ezilmiş bir peltesi olan bedeninden uçtu.
“ Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ışık, bir ana olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! ”
“İnmek, çıkmaktan çok daha zordur.” Daha da genelleştirirsem, şöyle diyebilirim: Sonuç, nedeni basitçe yutup onu güçsüzleştirir. Bu süreçte bazen öldürülen kedi olur, bazen insan.
Belirli bir yaşı attıktan sonra, “ Herkesin kendine özgü bir karakteri vardır” diye kendimi savunuyorum ancak gençlik döneminde bu beni çok rahatsız ediyordu. Bilinçaltında hep bir suçluluk duyuyordum.
İnsanların, muhtemelen herkesin, unutamadığı bir durumu başkalarına sözcüklerle pek de iyi ifade edemediği, yüreklerine ağır gelen deneyimleri vardır, pek çoğu bunları tam dile getiremeden yaşar ve ölürler.
“Anlamıyor musun?” diye haykırdı Vera, “Hayvanat bahçesi bu ada. Hayvanlar da biziz… Dün gece hiçbirimiz insana benzemiyorduk. İnsanlıktan çıktık. Hayvanat bahçesi burası…”