Yazarın, sara hastası Prens Mışkin'i merkeze alarak yarattığı dünyada; dürüst ve açık sözlü bir insan olmanın ne denli zor olduğu, bu özelliklerle yaşadığı toplumda ne gibi zorluklarla karşılaştığı ve iki yüzlü bir sistem üzerine kurulu düzende, dürüst bir insanın diğer insanların gözünde nasıl "Budala" olarak görüldüğü gözler önüne serilmektedir.
Kendisi de sara hastası olan Dostoyevski, romanına ve kahramanına kendi kişiliğinden ve anılarından da pek çok şey yansıtmıştır. Onun hayatını bilmeyenler, romanlarının satır aralarında değindiği ya da bir kahramanının ağzından dile getirdiği sürgün anılarını, idam cezasını, yaşadığı acılarını, hastalığını, çetrefilli aşk hayatını, hayal kırıklığını, heyecanını, üzüntüsünü, sevincini, özlemini, mücadelesini kısacası hayatında derin izler bırakan anların ve olayların gerçekliğini okurken anlayamazlar. Yazar hayatındaki o önemli ve bazen küçük bazen büyük anları, hikayeye öyle bir ustalıkla yedirmiştir ki gerçek mi kurgu mu ayırdına varamaz okuyucu.