“Aylarca kendi kendiyle savaşmıştı. Ruhsal güç biriktirmişti. Bu bilinci kabul etmesini mümkün kılan silahları olmalıydı. Bir insanın kendi kendisiyle yüzleşmesiydi bu.”
“Acaba Flaubert ve Tolstoy’un romanlarındaki gibi küçümsenmekten ve dışlanmaktan değil de, kendisine acınmasından mı korkuyordu? Genel bir acımanın nesnesi olmak da toplumsal ölümün bir şekliydi. On dokuzuncu yüzyıl çoğu kadının sandığından daha yakınımızdaydı.”