Kız kardeşlerinin, zamanında uygun bir evlilik yapamamış olduğunu düşünen Leydi Bertram ve Bayan Norris, onun dokuz çocuğundan birinin bakımını üstlenmeye karar verirler. Bu çocuk dokuz yaşındaki sessiz, akıllı ve güzel Fanny Price'tır. Mansfield Park köşkünün sahibi Sir Thomas, eşi Leydi Bertram'ın yeğenini yanına aldırır ve onun, kızlarıyla birlikte iyi bir eğitim görmesi için elinden geleni yapar. Ancak Fanny, Mansfield Park papazının eşi olan Norris teyzesi ve Leydi Bertram'ın ayak işlerini yapmaktan kurtulamaz ve evde diğer kuzenlerinden hep bir adım geride tutulur. En yakın dostu eve geldiği günden itibaren onu koruyup kollayan kuzeni Edmund'dur. Ne var ki çok geçmeden Mansfield Park civarındaki Grant ailesinin evine misafir olan Crawford kardeşlerle olan ilişkileri ve bunu izleyen olaylar silsilesi Fanny'nin gerçek değerini ortaya koyacaktır.
Jane Austen çok severim ama beni çok sıkan bir klasik oldu. Aslında eleştirisel yanları yok değil. O yıllara göre kadın erkek arasındaki eşitsizliğin böylesine farkında olması Jane Austen'ı bir kere daha sevdirdi bana.
Bayan Norris resmen saf kötülük. Kadın hem Fanny'i alsınlar diye Bertram'ların beynini yedi hem de kız gelince kıza beslemeden hallice davrandı durdu. Sürekli "Fanny, sana o kadar değer verilmesini bekleme, arabaya gerek yok yağmurda yürü Fanny, sen bir hiçsin Fanny, her şey senin suçun Fanny" deyip durdu. Kuzenlerinden biri bir şeye üzüldüğünde bile kadın Fanny'i suçluyor. Resmen sinir krizi geçirdim.
Fanny desen o da bambaşka bir alem. Allah belanı versin deseler teşekkür edecek. O derece yumuşak başlı diye anlatılıyor kitapta ama bence bunun adı yumuşak başlılık değil de başka bir şey. Her şeyden utanan, çekinen, konuşmayan bir karakter. Bir şey söylediğinde yüzüne bön bön bakan tipler vardır ya hani.