Edanur

6/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Bildiğimi hatırlatan, bilmediğimi öğreten, en çok da farkındalığımı arttıran hoş bir okuma süreci yaşadım bu kitapla. Üzerimde çok çarpıcı bir etkisi olmadı. Fakat içindeki üç alıntıyı sık sık kendime hatırlatacağım, bu yüzden "kalıcılık" etkisi çarpıcılıktan çok daha kıymetli zannımca. Ara ara bazı alıntıları eşimle de paylaştım. Üzerine biraz konuştuk. Umarım benliğimi süsleyen güzel parçalardan biri olur öğrendiklerim. Kitabı tavsiye eden kız kardeşime ve sevgili yazara teşekkürlerimle...
Edebiyat
Herkes Kendi Hayatının KahramanıGülcan Özer · Doğan Kitap · 2016903 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 16:48
"Tembel insan, hak edilmiş bir dinlenmenin zevkini bilemez. Çünkü Pascal'ın dediği gibi ısınmak üşürseniz, dinlenmek yorulursanız güzeldir." diyor Jules Payot. Bizse hak etmediğimiz dinlenmelerden sonra bile güne yorgun başlayanlarız. Uykudan kalkıp hala uykulu olan gözlerimiz izliyor dünyayı boş boş. Nasıl varacağız yorulmanın, çalışmanın ve ardından gelen huzurlu dinlenmelerin tadına böyle? Okumakta geciktiğim bir eserle daha buradayım efendim. Kitap yüklü merkeplerden olma endişesi beni yavaş okumaya, okuduklarımı uygulamak için sindirmeye itiyor. Ancak öte yandan da okuma listem arşa ulaşacak yakında. Roman da okumak istiyorum, fikri eserler de. Bizden bir şeyler de duymak istiyor gönül kulağım, dünyadan da... Velhasıl, karşılaştığım her güzel eseri kucaklamaya çalışıyor kollarım hala. Fakat ağır kalıyorum sanki. Daha dinamik olmalıyım. İşte bu kitap da aslında şevkimi arttıracak, bana enerji katacak güzel bir öğütler manzumesiydi. Kitapta bilhassa gençlere ve zihnini kullanarak çalışanlara hitap eden Fransız profesör Jules Payot, kendi hayatından aktardığı örnekleri ve başka düşünürlerin tespitlerini de kullanarak insanın irade zayıflığıyla nasıl mücadele etmesi gerektiğini anlatıyor. Benim için en zor nokta kitabı çok eski bir baskısından okuduğum için sık sık sözlük kullanmak durumunda kalmaktı. Onun dışında gerçekten çok faydasını gördüğüm bir çalışma oldu. Zaten Cemil Meriç'in "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." demesi boşa değil dostlar. Ayrıca, Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil, "Gençlerle Başbaşa" adlı eserinde kitaptan şu şekilde söz ediyor: "İhtiyar bir meşenin dibine oturarak İrade Terbiyesi'ni okumaya koyuldum. Okudukça içimde tahassür -özlem- ve nedametle -pişmanlıkla- karışık müphem bir acı belirdi. Kendi kendime 'Ah bu kitap on sekiz
1000Kitap
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,5bin okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 14:57
"SAVAŞ BARIŞTIR ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR CAHİLLİK GÜÇTÜR. 2 + 2 = 5 " George Orwell'ın Hayvan Çiftliği eserinden sonra büyük bir merakla başladığım 1984'ü, nihayet bitti. Geride derin düşüncelere dalmış, dehşetli manzaralar görmüş kaygılı bir ben bıraktı. Kitabın ilk baskısının üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen popülerliğini korumasını ancak konusuyla anlayabiliyoruz: Yazar “oligarşik kollektivizm” olarak tanımladığı yönetim şekliyle kitapta, kitlelerin nasıl pasifize edildiğini, nasıl sömürüldüğünü ve bilinçlerinin nasıl egemenlik altına alındığını göstermeye çalışıyor bizlere. Bir distopya sunuyor okuruna. Bildiğiniz gibi distopya, anti-ütopya demektir. Ütopya Yunanca'da olmayan yer, güzel yer anlamlarına gelebilirken distopya ise bunun tam tersidir. Genellikle distopyalar geleceğe duyulan kaygıdan dolayı yazılmış olumsuz senaryolardır, baskıcı bir sistem ve totaliter bir devlet modeli bulunmaktadır. (Bundan önce okuduğum Fahrenheit 451 de distopik bir eserdi.) 1984'te ise, yaşanan büyük savaşların sonunda dünya, üç kutuplu bir yapıya bürünmüş olup Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya birbiriyle sürekli savaş halindedir. Büyük Birader isimli liderleri ve iktidarda İngsos (İngiliz Sosyalizmi) partisiyle Okyanusya tam bir korku ve baskı yönetimi olmuştur. Özel hayat ortadan kalkmış, tele ekran adında bir aletle insanların evleri her an gözlem altındadır. "Hep sizi izleyen gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses. Siz uyurken, uyanıkken, yemek yerken, çalışırken ya da banyo da kaçış yoktu. Kafanızın içindeki bir kaç santimetreküp dışında hiç bir şeye sahip değildiniz." İnsanlar düşünceden yoksun robotlar gibi hareket etmeye zorlanmaktadır. Hatta öyle ki yaptığınız, yapmadığınız ve düşündüğünüz her şey suç olarak görülür. "Düşüncesuçu ölümü gerektirmez çünkü düşüncesuçu
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
7/10
·250 syf.··
2021 7. kitabı
Kitabı yıllar önce edinmiştim ancak okumak bugünlere nasip oldu. İçinde aklıma yatan, mantıklı ve mâkul bulduğum öneri ve tespitler de vardı, anlam kapalılığından dolayı tam olarak benimseyemediğim görüşler de. Zaten Fazlur Rahman hakkındaki eleştirileri okursanız az çok demek istediklerimi anlayacaksınız dostlar. Tefsir bakımından koyu bir tarihselci yaklaşım içinde kendisi. Ben de bazen kavramları ve nazil olan ayetleri nüzul sebepleri ile ve kendi "bağlam"larında değerlendirdiğimde aydınlanıyorum sanki. "Aaaa demek bu olay olmuş ve sonrasında şu ayet gelmiş" demek bir yerde insanın aklında parça parça olan konuları toparlamasına yardımcı oluyor ancak bu tek başına yeterli bir yaklaşım değil tabi ki. Üstelik yazarın diğer kitapları bu konuda ne söyler bilemiyorum. Yalnızca bu eserini okudum neticede. Kitapta Müslüman devletlerin eğitim, hukuk ve felsefe yaklaşımları süreçlerini anlatmasını, özellikle de 1980 baskılı bir kitaptan o dönemin Türkiye'sini okumayı çok sevdim. Yani yorum odaklı değil, somut bilgiler de veren bir eserdi. Ayrıca ben bu tip insanların kitaplarını lise çağlarında, daha dimağlarımız tazecikken okumak yerine böyle üniversitenin sonlarında veya benim gibi mezuniyetten sonra okunmasını daha doğru buluyorum naçizane. Çünkü insanın islami bilgiyi önce temelden doğru şekilde alması lazım ki sonrasında böyle fikir adamlarının görüşleri konusunda "katılıyorum" veya "katılmıyorum" gibi bir analize gidebilsin. Sizlere de alıntılar ile birkaç fikrini sunmaya çalıştım efendim, cümlemize hayırlı okumalar olsun:)
1000Kitap
İslam Ve ÇağdaşlıkFazlur Rahman · Fecr Yayınevi · 067 okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Kısacık bir Kafka molası verdim, uzun okuma serüvenime. Kitaplığımda gözüme çarpınca hacminin küçüklüğüne aldanıp çabucak okurum sandım ancak tahminimden daha uzun sürede bitirdim kitabı. Sonunda da bazı şeyleri sorgularken buldum kendimi. Franz Kafka'nın Açlık Sanatçısı isimli bu kitabı aslında 4 hikayeden oluşmakta: İlk Acı, Küçük Bir Kadın, Açlık Sanatçısı, Josephine, Şarkıcı ya da Fare İnsanlar. Kitaba ismini veren Açlık Sanatçısı adlı hikaye de, Kafka'nın ölmeden önce yayınlanan son eseriymiş. Okuduklarımın yazarın kaleminden dökülen son sözler olduğunu bilmek beni kitap hakkında daha çok meraklandırdı diyebilirim. Kafka, bu hikayesinde, bir kafeste günlerce aç kalarak şehrin göbeğinde gösteri yapan Açlık Sanatçısı'nın öyküsünü anlatmaktadır. Hayatını yalnızca bu yolla idame ettiren bir adam için kafese girmek, orada günlerce aç kalmak, dört elle sarıldığı bir tutkudur adeta. Bu, “Sanatçı” denilenin, “Sanat” yapanın, hayat içerisindeki bir nevi tasviri olarak çıkarılmaktadır karşımıza, yazar tarafından. İçinde de bol bol metafor ve ironi bulunmaktadır eserin. Özellikle kitabı bitirdikten sonra edindiğim şu bilgi beni çok şaşırttı: "Kafka'nın eserini oluştururken çıkış noktası kendi hayatıdır. Farklı bir beslenme tarzı vardır ve bu beslenme tarzının onun ölümüne yol açtığı düşünülür. Hatta düşünülmekle de kalmaz, bilimsel veriler de aynı durumu işaret etmektedir." Franz Kafka gerçekten çok farklı çok derin bir yazar, kitaplarıyla henüz tanışmamış olanlara tavsiye eder; fikirlerini beklerim efendim.
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Koridor Yayıncılık · 20207,5bin okunma