Eğlendiğimiz, yiyip içtiğimiz mekanlar, bindiğimiz arabalar, taktığımız mücevherler bizi soylu kılmaz. Soyluluk ötekini işitebilmekten yapılma bir mücevherdir. Soylular, kalplerini bir mücevher gibi taşıyan ve kalpleriyle düşünen insanlardır. Bu ülkenin en soylu insanları, diğerlerinin acısını içinde en çok hissedenlerdir.
Mevcut olan toplumsal rollere uyum sağlamak yerine bireylerin kendi doğru benliklerini bulmaları ve kendilerini şüpheci bir dünyaya pazarlamaları beklenmektedir. Kendini ürün olarak sunan bir insan türüyle karşı karşıyayız, kendisini iyi satabilirse o "bir başarı öyküsü" dür, satamazsa başarısızlığın daniskası!