"Zamanı ve gücümüzü sevgi, hoşgörü tohumlarını yeşertmek için kullanabilirdik. Oysa şimdi nefret ve kin yüreğimizi zehirli bir sarmaşık gibi sarıp boğmasın diye mücadele veriyoruz. Belki de verdiğimiz en zor savaş buydu. Yaşıyor olmamızın tek göstergesi, yüzümüzdeki hüznün gölgesi düşmüş bir gülümsemeydi. Bizler onlara benzemiyorduk."
"İnsan soyu zayıf, kırılgan, ölümlü, her türlü hastalığa, kazaya, acıya açık ama kendini avutarak yaşıyor, bunları unutuyor. İşte anahtar kelime bu; hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez."
"Zaten insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir? Herkes öleceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık?"