…artık bundan böyle acıları mutluluk olasak nitelendirmeye karar verdim. Yaşamın en mutlu anlarında da aynı güçle acıyı duymadım mı. Ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: Kendi dünyamın beklentisi. Kendi odamda içebileceğim sabah çayının beklentisi. Sinir hastanelerinin kantinlerinde, teneke çayı, kendi odamda içmek istiyordum. Kimse senin kadar güzel, hiç kimse senin kadar canlı gitmedi ölüme.
seni sevince pazara çıktım sevinçten
enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan
oturup ağlardım sonra, şaşırırdın.
bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
canımın acısıydın
ben bir yek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım
sevişmiştik.