Bu kitabı okurken en çok fark ettiğim şey, narsistik bir ilişkinin insanın hayatına nasıl sessizce sızabildiği oldu. Başlangıçta çoğu davranış normal ya da tolere edilebilir gibi görünse de zamanla kişinin kendi duygularını, düşüncelerini ve hatta gerçekliğini sorgulamaya başladığını görmek oldukça çarpıcıydı.
Yazar, narsistik kişilik yapısını anlatırken teorik bir dil kullanmak yerine daha çok yaşanmışlık hissi veren örneklerle ilerliyor. Bu da kitabı hem akıcı hem de düşündürücü hale getiriyor. Okurken zaman zaman “Bunu yaşayan ne kadar çok insan vardır acaba?” diye düşünmeden edemedim.
Bence bu kitap sadece narsistik kişileri anlamak için değil, aynı zamanda sağlıklı sınırlar koyabilmenin ve kişinin kendi değerini fark etmesinin ne kadar önemli olduğunu da hatırlatıyor.
Bazen bir kitap insanın başkalarını anlamasını sağlar, bazen de kendi hayatına dışarıdan bakmasına yardımcı olur.
benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu.