Mirat kitapları yerine koydu. Şu basit gerçeği kavradı: İnsan neye elini atsa kendi hayatından bir yansımayla karşılaşıyor. Çünkü insan bir aynadan başka bir şey değil. Kendisi kadar yansıtabiliyor dünyayı.
‘’Kalbimi minik bir karınca gibi hissediyorum”dediniz. “Hedefine varmak için uzun bir yol kat etmesi gerekiyor, büyük ağırlıklar taşıması ve sabretmesi gerekiyor. Ama rasgele esen rüzgârla savrulalabilir, bir damla suda boğulabilir ya da küçük bir çocuk tarafından sırf oyun olsun diye ezilebilir. Kalbim.’’
‘’ geniş kanatlı bir kuş gibi hissediyorum kalbimi’’ dediniz.’’ rüzgâr kanatlarini dolduruyor ve kalbim yükseklerde dönerek aşağıya, dünyaya bakıyor. Hiçbir can erişemez ona. Hiçbir dert, tasa indiremez onu yere. Her an gökyüzüne karışmaya hazır. Kalbim.’’
Zamanla, o arayıp da bir türlü bulamadığım sebebi bilmeye ihtiyacım olmadığını anladım. Böyle olmuştu işte. Her ne olmuşsa olmuş ve böyle olmuştu. Aşk bitmişti. O gitmişti. Kargalar gelmişti. Buydu artık hayatım.
...dedi Alice içinden ve konuşmaya devam etti: "Lütfen bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misiniz?"
"Bu nereye gitmek istediğine göre değişir" dedi Kedi.
"Aslında nereye gittiğim pek umrumda değil" dedi Alice.
"O zaman hangi yolu izlersen izle, fark etmez," dedi Kedi.
"...bir yere varayım yeter" diye tamamladı Alice sözünü.
"Ah bundan kuşkun olmasın, kesinlikle bir yere varırsın, tabii eğer yeteri kadar yürürsen."