Heyhat, zekå tek başına işe yaramıyor. Hatta zekå denen kibirli illet, çoğu kez işleri karıştırmaktan başka işe yaramıyor. Aklına güvenip gönlünden çelme yiyen herkes bunu bilir. Bilmenin beyhudeliğini bilen herkes...
Ben içeride kendi karanlığıma mahsustum ama dışarıda da
hayat ışıltıyla parlamıyordu. Etrafimı örümcek ağı gibi saran cinnet ve cinayet festivalinde nefes alamıyordum. Koca bir dünyayı değiştiremeyeceğim aşikârdı; fakat, "Herkes kendi kalbinin tortusunu süpürse, belki o zaman," deyip, kendi dünyamı değiştirmeye bile çalışmamıştım. Kahraman olmak istediğim yoktu. Ne yaparsam yapayım, bu dünyayı anonim bir kambur gibi terk edeceğimin gayet fakındaydım. Ama hiç değilse, yıllar boyu içimde biriktirdiğim yükü azaltmak, doğrusunu sezdiğim bir yanlışı hal yoluna koyup az da olsa ferahlamak arzusundaydım.