Öte yandan, bir ödül beklentisi olmaksızın, yaptıgımız her şeyin hakkını verirsek, her aksiyondan haz aldığımızı da fark ederiz. Ödül yine gelir ama siz ödüle bağımlı olmazsınız. Hatta bir beklentiniz olmadığında ödül fazlasıyla gelir.
Toplumsal rüya, sadece bir rüya, gerçek bile değil. Rüyanın içine dalıp, inançlarınızı sorgulamaya başlarsanız, size rehberlik yapan inançlarınızın çoğunun gerçek olmadığını keşfedersiniz. Bunca yıl yaşadığınız dramaları, çektiğiniz acıları bir hiç uğruna boşu boşuna çektiğinizi de anlarsınız. Neden? Çünkü zihninize yerleştirilmiş inanç sistemi yalanlar üzerine inşa edilmiştir.
Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?
Yaşam ne bir şans oyunu ne de ticari bir girişimdir. Bu nedenle, bizi yaşamda tutabilecek imkanların ne ölçüde gerçekleşebileceğinin cevabını başka bir alanda, örneğin tıpta aramamız gerekir. Bir hastanın yaşayabilmesi için en ufak bir ümit olması halinde, sorumluluk taşıyan hiçbir doktor: ''Artık uğraşmayı bırakalım,'' diyemez veya yalnızca acı dindirici ilaçlar yazarak hastanın ölümünü bekleyemez. Tam tersine hastayı kurtarabilmek için elinden gelen tüm çabayı gösterir. Öyleyse aynı derecede hasta olan toplumların da böylesi acil bir ilgiye ve yardıma hem ihtiyaçları hem de hakları vardır.
Özgürlüğe giden tek yol, içsel bağımsızlığa ulaşmaktan geçer. Böylelikle dar boyutlu bir cinsellik anlayışı da aşılmış olur. Yasaklamalar, cinselliğe düşkünlüğü ve sapıklıkları ortaya çıkarırlar ama cinselliğe düşkünlük ve sapık eğilimler, insanları özgür kılamazlar.