Yazı yazmak canım istemiyordu. Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım. Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum.
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.
Melek Hanım unutacak olsa, unutmazdı ya, şimdiye kadar geciktirdiği olmuştu birkaç kere ama unuttuğu olmamıştı. Kırk yıl kalsa, kendi varıp da bir kahve içmezdi. Remzi Bey için sabah demek Melek Hanımın kahvesi demekti. Kahve demek Melek Hanımın kahvesi demekti. Remzi Bey bunca yaş yaşamış, bunca kahve içmiş hiçbirisi Melek Hanımın değil kahvesine azıcık benzemek, yanına bile yaklaşamamıştı. Ötekiler kahve değil bulaşık suyu. Melek Hanımın çok hünerleri vardı çok! Şu insanlar, şu kadınlar içinde bir hünerli kişidir Melek Hanım.
bana ne Paris'ten
Newyork'dan Londra'dan
Moskova'dan Pekin'den
senin yanında
bütün bu türedi uygarlıklar umrumda mı
sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
geceme gündüzüme