İnsanlığın en büyük hastalığı kendini kemiren illetlerin cidden tedavisine başvurmaktan çok daima tehlikeyi hakiki derecesinden aşağı göstermeye çalışmak hastalığıdır. Bu yaraların derman bulunmaz niteliğini açık ve kesin bir dille açıklamaya uğraşanlar daima halkın lanetine uğrarlar. Yaranmak için halkı aldatan iki yüzlüler beğenilir ve saygı görürler….
Evlerde vakit geçirmek için icat edilmiş kadın eğlenceleri içimdeki sıkıntıyı tamamıyla def’e artık yetmiyor. Sporculuğa, erkeklere has sayılan eğlencelere kalkışıyorum. Bir Türk kadını için böyle şeylerin yapılması değil, belki akla getirilmesi bile cürettirir. Fakat ne yapalım? Bizi âdet bir çok şeylerden ayrı tutuyor, yoksun ediyor ama tabiat etmiyor. Tabiat bize de faaliyete muhtaç bir beyin, sinirler ve kaslar vermiş… Bunlar işlemek ister… Bir vücudun tembelliğe mahkum kalmasından doğacak fenalıkları saymaya lüzum yok. Umumi sağlıktan, çocuk sağlığından söz edildiğini belki işitmişsinizdir. Lakin memleketimizde kadın sağlığına dair söz olduğunu hiç duydunuz mu? Yoktur. Bunu kimse düşünmez. Böyle bir şey akla bile gelmez. Diğer lisanlardan türkçeye tercüme edilen sağlık kitaplarında kadınlarla ilgili kısımlar Avrupa kadınlarına aittir. Bunlar âdetlerimiz, hayat tarzımız itibari ile bize, doğu kadınlarına uymaz.