Uzun zamandır inceleme yapacak kadar tesirli bir kitap okumamıştım fakat bu kitabı es geçmem imkansız.
Mükemmel bir hikaye, mükemmel bir akış...
Belki izleyenler vardır, bana Sorara'yı Taşlamak filmini anımsattı. Bir kadın olarak başta Nana'ya duyduğum acıma sırasıyla Meryem'e, Leyla'ya aktarıldı. Her birinin hikayesi, hikayelerin birleşme noktaları oldukça kusursuz.
Aşkının esiri olup çocuğuyla tek başına mücadele veren kadın, Nana.
Hayatı boyunca harami olmanın bedelini ödeyecek olan, Meryem.
Hayata kaç sıfır geriden başlayan Nana ve Meryem'e kıyasla; daha iyi şartlarda yetişmesine rağmen hayatının dönüm noktası olan savaşla Raşit'in ikinci karısı olmak zorunda kalan Leyla...
Hikayeler farklı ama acı aynı. Dünyayı kafesin içinden görmek, sıradan eşyadan bile değersiz olmak, kullanılan, dövülen, yetemeyen kadınların hikayesi. Dostluğun, savaşın acı yüzünün oldukça realist biçimde aktarılması. Hüzün, acıma, iğrenme, hayal kırıklığı gibi tüm duyguların yer aldığı bir kitap. Şiddetle tavsiyedir...