Kitap müebbet hapis cezasıyla yargılanan Darrell Standing’in idam cezası almasına ve idam anına kadar hapishanede yaşadıklarını bazı kısımlarında günlük tutar gibi bazılarında ise üçüncü bir ağızdan anlatır. Olayların yaşandığı San Quentin hapishanesi 20. Yüzyıl ABD’sinin gaddar ve çürümüş hapishane yapısını gözler önüne seriyor. Baş kahramanın burda geçirdiği zaman içerisinde yaşadığı işkencelere dayanmak için geliştirdiği zihinsel taktikler ve acı çeken bedeninden kurtulup ruhani olarak özgürlüğe kavuşmasını anlatır.
Benim fikrime gelecek olursak bazı kısımlarda ara ara sıkılmış olsam da 3 günde bitirdim. Özellikle ruhsal seyahatleri ve iki hücre arkadaşıyla şifreli konuşma kısımları beni fazlasıyla etkiledi. Okunması gereken kitaplardan biri.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölüm diye bir şey yok. Yaşam ruhtur ve ruh da ölemez. Yalnızca et olur ve geçip gider, hep kendisini belirleyen kimyasal maya, hep plastik yalnızca akışkana dönüşmek için daima billurlaşan, yeni ve farklı fani biçimler almak için billurlaşıp sonra yeniden akışkana dönüşen bir sürünme. Bir tek ruh kalır ve yukarıya, ışığa doğru ilerlerken kendisini ardışık ve sonu gelmez yeniden doğuşlar içinde oluşturmayı sürdürür.
Kadından doğmuş bir erkeğim ben. Günlerim sayılı, ama beni oluşturan maya yok edilemez. Kadından doğmuş kadındım. Bir kadındım ve çocuklarımı doğurdum. Ve yeniden doğacağım. Ah, sayısız kez yeniden doğacağım, ama yine de çevremdeki ahmaklar, boynumu bir iple kırınca beni bitireceklerini sanıyorlar.