“Bu kitapta önemli olan Oblomov değil, Oblomovluktur.”
Bu kelime her insanın içinde bulunan tembel ruhu temsil ediyor aslında. İçinde bulunduğumuz dönemden 200 yıl önce yazılmış bu roman nasıl da tanıdık geliyor aslında. Yaşadığını hissetmeyen Oblomov’un yaptığını sandığı çoğu işte aslında için için ruhunu çürümeye mahkum edişini, hayattan kopuşu en sonunda da beden ile ruhunun çöküşünü adım adım görüyoruz. Hayatının asıl amacı miskinlik olan bu adamın bu şekilde nasıl bir ömrü heba ettiğini , hayatını yok yere harcadığını ayrıntıları ile gözler önüne seriyor Gonçarov.
Okurken kahramanın yerinde olmayı hiç istemedim. Hatta belki çevresinde bile olmak... Bu kadar hayattan elini eteğini çekmiş, hiçbir beklentisi olmadan yaşayan bu adama en yakın arkadaşının yardım eli bile fayda etmiyor maalesef. Bu yüzden ne kahramanın ne de yakınlarının yerinde olmak siz de
istemeyeceksiniz.
Benim için muhteşem bir deneyimdi bu kitap. Kalın olmasına rağmen büyük bir heyecanla okudum. Okuduğum en güzel kitap diyebilirim. Hasan Ali Yücel serilerini her zaman çok sevmişimdir. Ama bu kitabın yerinin bende her zaman ayrı olacağına eminim.